Türkiye ve çevresindeki enerji kaynaklarının önemi

'Güncel Bilgiler' forumunda HazaN tarafından 27 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. HazaN Admin Site Yetkilisi Admin


    Türkiye ve çevresindeki enerji kaynaklarının ekonomik önemi
    Türkiye ve çevresindeki enerji kaynaklarının siyasi önemi


    Enerji ihtiyacı hemen hemen bütün dünyada büyük bir hızla artmaya devam etmektedir. Giderek büyüyen ekonomiler ve bu ekonomilerdeki birçok endüstriyel üretim alanında enerjiye duyulan çok büyük çaplı ihtiyaçlar gibi faktörlerden dolayı enerji, isletmeler için üretimin en temel girdilerinden birisi durumundadır. Bu bağlamda enerji, gerek firmalar gerekse ülkeler için stratejik bir kaynak konumundadır. Ayrıca, nihai tüketicilere yönelik olarak geliştirilen enerjinin ulaşım araçlarından dayanıklı tüketim mallarına kadar geniş bir yelpazedeki binlerce ürünün enerjiye bağımlı olması, enerjiye duyulan ihtiyacın şiddet derecesini önemli derecede arttırmıştır. Günümüzde enerji, nihai tüketiciler ve endüstriyel alıcılar için dünyada en fazla ihtiyaç duyulan ürünlerden birisi durumuna gelmiştir.

    Enerji, bu bağlamda ülkelerin ekonomik gelişimleri ile ilgili olduğu kadar, güvenliği ile de doğrudan ilişkili bir konuma gelmiştir. Dolayısıyla dünyadaki birçok ülke artık yalnızca kendi bölgelerindeki enerji kaynaklarıyla ilgilenmekle kalmamakta; dünyanın herhangi bir bölgesindeki enerji kaynaklarıyla da yakından ilgilenmektedirler. Enerji için uluslararası birliktelikler oluşturmaktan ve bunları korumak için büyük miktarlarda finansal ve askeri yatırımlar yapmaktan kaçınmayan dünya ülkeleri, enerjinin hem kaynak hem de ulaşım güvenliğini garanti altına almak istemektedirler.

    Petrol ve kömür egemenliğine dayanan enerji çağı, 1960’ların ikinci yarısına kadar yaklaşık iki yüzyıl boyunca sorunsuz olarak devam etmiştir. Fakat sonrasında ardı ardına gelen petrol krizleri, enerji kaynakları konusunda ciddi bir güvensizlik ortamının oluşmasına ve bu nedenle de bütün dünyada yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları konusunda yoğun bir arayışın ortaya çıkmasına neden olmuştur

    Ayrıca 1990’lı yıllardan itibaren ortaya çıkan çevre bilinci sonucunda fosil kaynaklara dayalı enerji üretim ve tüketiminin yerel, bölgesel ve küresel düzeyde -atmosfere, çevreye ve doğal kaynaklara- doğrudan ve/veya dolaylı birçok olumsuz etkisinin olduğu anlaşılmıştır. Bu durum, çevreye duyarlı yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili arayışların ve çalışmaların yeniden gündeme gelmesine ve desteklenmesine yol açmıştır (Uğur, 2005).

    Bu bağlamda enerjide özellikle son yüz-yüz elli yıldır temel enerji kaynağı olarak işlev gören kömürden petrole, petrolden doğalgaza ve doğalgazdan da yenilenebilir enerji kaynaklarına doğru bir geçiş gözlenmektedir. Bu geçisin önemli sebeplerinden bir tanesi de sınırlı olan geleneksel enerji kaynaklarında (fosil tabanlı enerji kaynakları) önümüzdeki dönemde ciddi sıkıntıların olacağının tahmin edilmesidir. Fosil tabanlı kaynakların sınırlı olduğu gerçeğinin yanı sıra, bahsi gecen kaynakların yoğun bir şekilde kullanılmaları, bunlar için katlanılan normal maliyetlerin dışında birçok ekonomik ve çevresel maliyeti de beraberinde getirmiştir. Bu enerji kaynaklarını kullanmanın maliyetinin öngörülenden daha yüksek bir maliyete sahip olduğu ise giderek daha iyi anlaşılmaktadır.

    Enerji Ekonomisi ve Türkiye

    Enerji, dünya ekonomisinin en hassas konulardan birisi durumundadır. Günümüzde enerji yalnızca ekonomik bir girdi, farklı amaçlar ile işletmelerde kullanılan endüstriyel bir ürün veya insanların ihtiyaçlarını karşılamak için kullandıkları nihai bir ürün olmak dışında stratejik bir değer kazanmıştır.

    Bir ülkenin kalkınmasında enerji kullanımı büyük önem taşımaktadır. Bu önem, enerjinin üretim girdisi olarak ekonominin diğer sektörleri ile olan yapısal bağlılığından kaynaklanmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde enerjiye olan talep ile ekonomik büyüme arasındaki güçlü ilişkinin, gelişmiş ülkelerde daha zayıf olduğu görülmektedir. Bugün kişi başına gelirleri yüksek olan ülkelerin fert başına enerji tüketimleri de oldukça yüksek bulunmaktadır (Saatçioğlu ve Küçükaksoy, 2004). Bir ülke ne kadar çok enerji tüketiyorsa, o kadar çabuk kalkınmakta ve hayat seviyesi de o kadar yüksek olmaktadır. Diğer bir ifade ile ekonomik kalkınmanın göstergelerinden birisi olarak, bir ülkede kullanılan enerji miktarı ölçü olarak kullanılmaktadır ve bu noktada enerji ekonomisinin önemi ön plana çıkmaktadır.

    Bu çerçevede Türkiye’deki enerji durumuna genel olarak bakıldığında; Türkiye’nin enerji tüketimi ve ithalatı, hızlı bir artış içerisindedir ve enerji sektörü çoğunlukla kamuya aittir. Enerji üretim tesisleri uzun dönemli yatırımları ve büyük miktarlardaki finansal kaynakları gerektirmektedir. Artan enerji talebini karşılamak ve enerji sektörünün fonksiyonlarını geliştirmek amacıyla, özel sektör yatırımları sektöre kanalize edilmekte ve özel sektör yatırımları istenildiği kadar olmasa da- teşvik edilmektedir.

    Türkiye’de fosil tabanlı -kömür, petrol, doğalgaz- enerji kaynakları ve yenilenebilir enerji -güneş, rüzgâr ve özellikle hidrojen enerjisi- kaynak potansiyelleri bulunmaktadır. Fakat fosil tabanlı enerji kaynaklarının gelecekte tükeneceği göz önüne alındığında, ilerde büyük potansiyele sahip olacak yenilenebilir enerji kaynakları, uygun teknolojilerin kullanılması halinde kirletici etkisi olmayan, sürdürülebilen, yerli ve çevre dostu özellikleri ile öne çıkan bir enerji türü konumundadır.

    Türkiye aslında çok çeşitli enerji kaynağına sahip olmasına rağmen mevcut enerji kaynakları enerji tüketimini karşılayamamakta, üretim/tüketim dengesi giderek olumsuz yönde bozulmaktadır ve doğal bir sonucu olarak ülkemiz enerji ihtiyacının karşılanmasında dışa bağımlılık oranı % 80 seviyelerine ulaşmış bulunmaktadır (http 1). Dışa bağımlılık oranı % 80’lere ulaşan enerji sektörünün 2004 yılında Türkiye için enerji faturası sadece 14,4 milyar dolar iken 2005 yılında bu rakam 21 milyar dolara çıkmıştır. Türkiye gibi enerji ihtiyacının % 90 seviyelerindeki kısmını ithalatla karşılamak zorunda olan ülkelerin ekonomilerinin bu fiyat artışlarından önemli ölçüde olumsuz yönde etkilenmesi kaçınılmazdır