Orucun Kolaylıkları

'Oruç Hakkında Bilgiler' forumunda EyLüL tarafından 19 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu

  1. EyLüL Üye


    Orucun İbadetindeki Kolaylıklar



    Oruç Tutmanın Kolaylıkları


    Yüce Allah oruç ibadetindeki kolaylıkları bir bir saymıştır.


    -Oruç, iman edenlerin yapması gereken bir ibadettir. Oruç için önce, mümin olmak gerekir.

    -Oruç, sadece bize değil, bizden önceki toplumlara a farz kılınmış evrensel bir ibadettir. Oruç, kulluk için, Allah’ın sayısız nimetlerine şükür için bir gerektir.

    -Oruç, kulu takvaya erdiren bir araçtır. Oruç sayesinde kişi bedenen ve ruhen arınıp yücelir.

    -Oruç, sayılı günlerde ve sayılı saatlerde tutulan bir ibadettir. 29-30 günlük bir ay içerisinde ve günün belli saatlerinde tutulur.

    -İftar ve sahur fırsatları, oruç ibadetini takviye eden ilahî lütuflardır. Rivayetlere göre, ilk dönemlerde sahurdan sahura kesintisiz oruç tutulurdu. Yüce Allah, bu ümmete iftar ve sahur arasında yeme içme fırsatı tanıyarak ikram etmiştir.

    -Oruç tutamayacak halde hasta olanlar, çok küçük çocuklar ve yolcular için oruç tutmama ruhsatı tanınmıştır. Hasta ve yolcular, tutamadıkları oruçlarını daha sonra fırsat bulunca kaza ederler.

    -İyileşme ümidi olmayan hastalar yahut oruç tutacak gücü bulamayan yaşlılar, tutamadıkları her bir oruç için, yoksullara bir fidye ödeyerek oruç borçlarını ödemiş olurlar.

    -Oruç tutarken, rahatsızlananlar, oruca başladıktan sonra yola çıkanlar, oruca devam edemeyeceklerini anladıklarında, sonradan gününe gün kaza etmek üzere oruçlarını bozabilirler.

    -Bütün bunların yanında oruç tutanlar için, manevî bir dayanma gücü ve oruç hazzı söz konusudur. Bunu ancak oruç utanlar bilirler. Diğer zamanlarda bu kadar süre aç susuz kalamayan yahut aç susuz kalmakta zorlanan insanlar, oruç günlerinde ayrı bir sabır ve dayanma gücü ile oruçlarını tutarlar. Bu da orucun manevî yönüdür.

    -Yüce Rabbimiz, oruç ibadetini emrettiği ayetlerinde dinindeki kolaylıkları şu anlamlı cümleleriyle bize bildirir: “Allah size kolaylık diler, size asla zorluk dilemez. (2/185)

    -Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için çok hayırlıdır.” (2/184) Önemli olan bu bilince ermektir. Oruç bilinci, hem haz alarak oruç tutmamızı sağlayacak, hem de daha anlamlı oruçlarla bizi tanıştıracaktır. İşte bu bilinci diri tutanlardır, gerçek anlamda Ramazan ve oruçtan nasiplenenler!

    -Farz, vacip, sünnet veya nafile oruç tutma bakımından erkekle kadın arasında bir ayrılık yoktur. Kadın da erginlik çağından itibaren oruç ibadetiyle yükümlü olur. Ancak hayız ve nifas halinde bulunan bir kadının tutacağı oruç geçerli değildir. Böyle bir kadın ramazanda tutamadığı oruçları daha sonra kaza eder. Diğer yandan adet halinde iken geceleyin oruca niyet eden kadın, ikinci fecirden önce temizlenmiş otursa, orucu sahih olur. Böyle bir kadın, mesela sular kesildiği veya başka bir nedenle boy abdesti almaya fırsat bulamayıp, ikinci fecirden sonra yıkansa da orucuna zarar gelmez. Bununla birlikte sabah vakti girmezden önce cünüplük, hayız ve nifastan temizlenmek müstehap sayılmıştır. Çünkü Hz. Peygamber'in, ümmetine kolaylık için guslü sabah vaktine kadar geciktirmiş olabileceğini unutmamak gerekir.

    -Ramazanda gebe veya emzikli olan kadınların kendilerine veya çocuklarına bir zarar gelmesinden korkmaları halinde oruç tutmamaları mubahtır. Daha sonra bunları kaza ederler. Delil; hasta ve yolcuya oruç tutmama ruhsatı veren ayetle (el-Bakara, 2/184.) şu hadistir: "Allahü Teala yolcudan orucu ve namazın yarısını kaldırmıştır; gebe veya emzikli kadınlardan da orucu kaldırmıştır.