Nasrettin Hocanın Bütün Fıkraları

Konusu 'Güncel Bilgiler' forumundadır ve Bella tarafından 9 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. Bella Üye



    Nasrettin Hoca Fıkraları,



    En Komik Nasrettin Hoca Fıkraları,


    Kuşa benzedin
    Hoca yolda bir leylek bulmuş. Almış onu evine götürmüş. Daha önce hiç leylek görmemiş. Leyleğin uzun gagası ve bacakları çok tuhafına gitmiş. Tutup bir
    güzel kesivermiş onları. Sonra da yüksekçe bir yere koymuş. Karşısına geçmiş. Yaptığı işten memnun, seslenmiş:
    - Bak şimdi kuşa benzedin.



    Göle Yoğurt Çalmak
    Kimi insanlar olmayacak hevesler peşinde koşup durur. Nasreddin Hoca böylelerine ders vermek istemiş bir gün. Elinde koca bir bakraç yoğurt mayasıyla gölün kenarına gelmiş. Başlamış kaşık, kaşık dökmeye :
    - Ne yapıyorsun Hoca ? demişler.
    - Göle yoğurt mayası çalıyorum, demiş kıs, kıs gülerek.
    - Olur mu demişler, göl yoğurt mayası tutar mı hiç ? Hoca cevabı yapıştırmış tabii.
    - Ya tutarsa...



    Hindi
    Nasreddin Hoca Aksehir pazarinda bir adamin basina toplanmis olan kalabaliga yaklasir.Satici elindeki kusu satmaya calismakta ve fiyati ise cok yuksek 50 Akce, yan taraftaki tavuklar ise 5 Akce. Hoca bir turlu fiyattaki asiri farki anlayamaz ve sorar
    -Hemserim bu nasil kus 50 Akce istersin?
    -Hoca efendi bu bildigin kus degildir bunun ozelligi var.
    -Neymis ozelligi?
    -Hocam bu kusa papagan derler ve konusur.
    Hoca aniden hemen eve kosar, kumesten hindisini kaptigi gibi pazara doner. Papagan satmakta olan adamin yanina durur ve yuksek sesle;
    -Bu gordugunuz kus sadece 100 Akceye, gel, gelll!
    Herkesten cok papagan satan sasar bu ise ve sorar.
    -Hocam 100 Akce cok degil mi bir hindi icin?
    -Sen 50 ye satiyorsun ama
    -Dedim ya hocam benim kus konusur ama
    -Oyleyse, benimki de dusunur!




    Eşeğe Ters Binmek
    Nasreddin Hoca bir gün yabancı bir köyde misafir olur. Cuma günü O'nu kürsüye çıkartırlar. Güzel bir vaaz verir. Herkez pek memnun kalır. Camiden çıkınca Hoca'nın eşeğini getirirler. Köylülerin hepsi ona hizmet etmek için adeta yarışırlar. Hoca eşeğine binerken biraz düşünür. Sonra eşeğin üstüne ters oturur. Herkes hayret eder. Köylülerden biri dayanamayıp sorar :
    - Hocam der. Kusura bakma ama eşeğe niçin ters bindiğini sorabilirmiyim?
    Hoca tebesüm ederek cevap verir :
    - Eğer düz binip önünüze geçseydim siz arkada kalacaktınız. Siz öne geçseydiniz, bu defa ben arkada kalmış olacaktım. Böyle ters binince size arkamı dönmemiş oluyorum. Sebebi bu...




    Ben Olsaydım
    Akşam geç saatte eve gelen Hoca pencerede bir karaltı görür. Hanımına sus işareti yaparak tüfeğini doğrulttuğu gibi ateşler. Eve girerler, bir de bakarlar ki ateş ettikleri Hocanın cüppesi... "Hanım ucuz kurtulduk. Ya içinde ben olsaydım!" der.




    Kulağını Çek
    Nasreddin Hoca`yı bir arkadaşı yarmış: -"Hocam bak senin karın hiç evde durmuyor, bütün gün komşu komşu geziyor. Bence sen onun kulağını bir çekiver." -"Tamam" demiş hoca, -"görürsem söylerim!"



    Mum Ateşiyle Pişen Yemek
    Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. Eğer Hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet bunu beceremezse o, arkadaşlarına ziyafet çekecek. Kararlaştırılan gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek beklemiş. Sonra yanına gelenlere :
    - Tamam demiş. İddiayı kazandım.
    - Ne oldu ne yaptın demişler.
    - Bekledim sabaha kadar demiş.
    - Hayır demişler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. İddiayı kaybettin! Ziyafetimizi hazırla. Hoca çaresiz kabul etmiş. Ziyafet vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum koymuş. Güya yemek pişirecek.
    - Ne yapıyorsun? demişler. Kıs, kıs gülerek cevap vermiş :
    - Bu mum sıcağıyla size yemek pişireceğim arkadaşlar. Uzaktaki bir mum ışığıyla ben nasıl ısındıysam, bu kazandaki yemek de öyle pişecek!...



    Aklın Varsa Göle Koş
    Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken :
    -Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı? diye düşünür ve şeytana uyarak çakmağını çakar ve alevi çalı çırpıya dokundurur.Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır.Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlar.Anıra anıra, çifte ata ata dört nala koşmağa başlar.Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır :
    -Aklın varsa göle koş!



    Kibir Yok

    Nasreddin Hoca'ya yapılan şakalar tükenip bitmezdi. Akşehir'liler bir gün Hoca'ya takılır ve sorarlar.
    - Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi oldugun söylenir. Aslı var mıdır?
    Hocanın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar :
    - Herhalde öyle olmalı.
    Bunu duyan bir kisi hemen söylenmeye baslar :
    - Böyle kisiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hocam madem kabullendin, göster bir mucize görelim. Hoca :
    - Pekala size şimdi bir numara yapalım, der. Karsisinda duran ulu çınara :
    - Ey ulu çınar çabuk yanima gel, der
    Tabii ne gelen agaç var ne de giden... Hoca yürümeye baslar ve agacin yanına varır. Aksehir'liler ne oldu hocam agacı getiremedin kendin yanina gittin diyerek gülünce Hoca :
    - Bizde kibir yoktur. Dag yürümezse Abdal yürür, der.



    Cennet Fıkrası

    Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş.
    Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
    Hoca padişahtan korkmadan :
    -Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
    Padişahın sinirden sakalları titremiş.
    Bu durumu gören Hoca :
    -Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.



    Dünya Kaç Metre?
    Arkadaşlarından biri Hocaya sorar:
    -Hoca, Dünya kaç metre?
    Tam o sırada bir cenaze geçiyormuş yanlarından. Hoca onu göstererek:
    -Ona sor! Bak, ölçmüş biçmiş, gidiyor!..



    Ecel Korkusu
    Hoca, Timur Han'ın askerlerinin yanından geçerken askerlerin nişancı komutanı tarafından çagrılır.
    - Hocam şu agaca yaslanın da askerlerimin hünerlerini size gösteriyim.
    Askerlere emir verir:
    - Rahat,
    - Hazır oll,
    - Ateş,
    kelimesi ile hocanın kavuguna tam 10 ok gelmiş kavuk delik deşik olmuştur
    Komutan:
    -Hocam askerlere söyleyim de size yeni bir kavuk getirsinler.
    -Komutanın izin verin bir adet de salvar alsınlar.
    -Hocam biz sizin salvarınıza birşey yapmadık ki, ne oldu hayırdır.
    -Yok canım ben biliyorum, onun da kavuk gibi giyilecek hali kalmadı.



    Katır Nereye Giderse
    Nasrettin Hoca bir gün katıra binmiş. Hayvan oldukça hızlı gidiyormuş. Hoca da onu tutamıyor, durduramıyormuş. Bu gören bir tanışı:
    -Hocam, demiş, böyle ivedi ivedi ne yana?
    -Katır nereye giderse o yana...



    Bu Kadar Tavuğa Bir Horoz Lazım
    Sivrihisardaki çocuklar nasreddinden bıkmışlardı aralarında karar verdiler. Nasreddine bir oyun oynuyacaklardı. Nasreddini hamama çağırdılar ve hamamda hep beraber anlaştılar . Herkez soyundu yıkanıyo biri çıktı :
    Arkadaşlar hadi yumurtlayalım , yumurtlamayan hamam parasını ödesin. Olurmu olur herkez yanın da getirdikleri yumurtaları bıraktılar . Nasreddin ne yapsın başladı horoz gibi ötmeye arkadaşları :
    - Nasreddin ne yapıyon dediler ve nasreddin hoca lafı yapıştırır :
    - eeeee bu kadar tavuğa bir horoz lazım yoksa nasıl yumurtlardınız .



    Doğuran Kazan
    hoca komşusundan ödünç bir kazan alır kazanı verirken içine bir kazan yerleştirir .Komşusu sorar:
    -bu ne
    -senin kazan doğurdu der hoca da
    komşu çok sevinir
    ardan bir kaç gün geçer .Hoca yine komşusuna gider
    1 2 gün kullanmak için kazanı ister
    komşusu
    - Hay hay baş üstüne der kazanı sevinerek hocaya verir.
    Aradan oldukça uzun bir zaman geçer.
    komşu kazanı geri gelmeyince çediklerini giyer
    Hocanın evine gider,sorar:
    -bizim kazan ne oldu
    -sizin kazanmı,sizlere ömür,der Hoca.
    komşu şaşırır
    -aman hocam kazan bu nasıl ölür
    -komşum yine saçmaladın kazanın doğurduna inanıyorsunda öldüne inanmıyorsun.




    Sana Ne?
    Bir gün Nasreddin Hoca eve doğru yürüyormuş, bir arkadaşı arkadan seslenmiş "aman hoca gördün mü biraz önce geçen helva kazanı ağzına kadar doluydu". Hoca istifini bozmadan "bana ne" demiş. Arkadaşı, "ama hoca helva kazanı sizin eve gidiyordu, buna ne dersin?" demiş; hoca yine istifini bozmadan "o zaman sana ne?" demiş.



    Kusur Nerede
    Hocannın bir gün kadıya işi düşmüş.Demişlerki kadı haraç ve rüşvetyiyen bir adamdır.Bir çömlek bal götür yoksa işin hallolmaz Hoca sinirlenmiş bir boş kavanoz almış ve içini balçıkla doldurmuş ve üstüne halis oğul bal sıvamış.Gitmiş kadıya cömleği bir yana koymuş başlamış derdini anlatmaya tabi kadının gözü baldaymış.Hemen ilamı vermiş .Ve bal kadının evine gitmiş . Kadı sofrada balı açmış ve ne görsün incecik balın altında bi de ne görsün balçık var. Kadı mübaşire çobuk o nasreddini buraya çağır ilamda hata olmuş düzelteyim. Ertesi gün mübaşir nasreddini bulur ilamda bir hata olmuş vericimişsin kadı söyledi
    Nasreddin : git kadıya söyle hata ilamda değil bal çömleğinde




    Cenazenin Neresinden
    Yine bir gün komşudan biri vefat etmişti.Herkes işi bırakıp cenazeye gitmişti.
    O sırada bir adam Nasreddin Hoca'ya yaklaşarak; "Hocam size sorum olacak" der ve şöyle devam eder:
    -Acımız fazla büyük elbette sabretmeli, cenaze gotürürken neresinde gitmeli? Hoca:
    -Elbette sonu budur her kulun, tabutta bulunma da nerde isterse orda bulun!




    Kız İsteme
    Nasrettin Hoca'nın komşusu, oğlu Mahmut'a kız istemeye gidecek.Düşünür taşınır, dünürcübaşı olarak Hoca'dan uygun kimse gelmez aklına. "Sevilen, sayılan, ağzı iyi laf yapan Nasrettin Hoca'ya da kızı vermezlerse kime verecekler?" der. Gider Hoca'ya açar konuyu. Hoca da "Tamam" der. Neyse, bir akşam dünürcü kafilesi Hoca'nın peşinde koyulurlar yola. Varırlar istenecek kızın evine. Hoş, beş, kahve... derken gelir sıra asıl meseleye. Nasrettin Hoca bir-iki öksürdükten sonra girer konuya:"Bizim komşunun oğlu Mahmut, sizin kızı öpmek istiyor, onunla aynı yatakta yatmak istiyor, hatta onunla her gece sevişmek istiyor. Ne dersiniz?" deyince odada buz gibi bir hava eser. Komşusu " Hoca, Hoca! Sakalından utan! Bunlar nasıl laf, kız böyle mi istenir?" deyince Nasrettin Hoca odayı terk eder. İçeridekiler özür üstüne özür dilerler kızın babasından.Oğlan tarafından biri, kız isteme işini üstlenir, başlar söze: "Allah'ın emri, Peygamber'in kavli ile kızınız Ayşe'yi oğlumuz Mahmut'a istiyoruz." Vermeye dünden razı olacak ki kızın babası "Allah yazdıysa biz ne diyelim? Hayırlı olsun." deyip verir kızını. İçeridekilerin konuşmalarını dışarıdan işiten Nasrettin Hoca, açık olan oda penceresinden içeriye seslenir: " Yine benim dediğim oldu! Yine benim dediğim olacak!"
     
  2. Bella Üye


    Cevap: Nasrettin Hocanın Bütün Fıkraları

    Evin Sahibiyim
    Hoca, bir gece gürültüyle uyanmış. bakmış, bir hırsız eşyaları topluyor. adamdan korkmuş. sesini çıkartmamış. ama peşine de düşmüş. az sonra, durumu fark eden hırsız, kızgınlıkla sormuş:- beni neden takip ediyorsun bakayım? hoca, sakin, pişkin yanıtlamış.- taşıdığın evin sahibiyim de.




    Isıtda İçelim
    Nasreddin hoca kahveye çay içmeye gitmiş
    Çaycıya : soğuk çay varmı demiş ?
    çaycıda yok sıcak var demiş
    nasreddin hoca aradan 5-10 dakika geçince yine gelmiş aynı soruyu yine sormuş Derken...
    böyle muhabbet sürmüş. Sonra çaycı nasreddin hocanın geleceğini tekrar hesaba katarak çayı dolaba koymuş.Hoca tekrar gelmiş.Soğuk çay varmı? demiş. Çaycı var diyip hocaya bi bardak çay vermiş ardından nasredin hoca çay gelince ''Isıtda İçelim'' demiş....



    Ben Uyuyorum
    Bir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış.Gece yarısı arkadaşı sormuş :
    -Hocam, uyudunuz mu?
    -Buyurun birşey mi var?
    -Biraz borç para isteyeyim demiştim.
    Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp :
    -Ben uyuyorum! demiş.




    Kedi Nerede?
    Hoca' nın canı et yemeği istemiş bir gün. Kasaptan iki kilo et alıp evine götürmüş.
    - Akşama güzelce pişir bunları, demiş hanımına. Ne var ki o gün eve hanımı misafirleri gelmiş. Kadıncağız eti pişirip onlara ikram etmiş. Akşamda bir tarhana çorbası çıkarmış. Hoca' nın önüne.
    - Et nerde demiş Hoca. Kadın doğruyu söyleyeceğine bir yalan kıvırmış.
    - Eti kedi yedi, demiş.
    - Getir şu kediyi bakalım demiş Hoca. Sonra teraziyi çıkartıp kediyi tartmış. Bakmışlar ki tam iki kilo geliyor. Hoca hanımına sormuş:
    - Peki hanım demiş, kedi bu ise bizim et nerede? Et buysa kedi nereye gitti?




    Kavuktan Al Haberi
    bir gün bir adam,elinde bir mektup,
    Der ki hocayı tutup
    "Hocam zahmet ya sana,
    Şu mektubu bir okusana
    Açar bakarki hoca
    Mektup baştan sona arapça
    Şöyle bir iki evirir çevirir
    Söktüremez çaresiz geri verir
    Der ki başkasına okut bunu sen
    Adam şaşırır: neden
    "Türkçe değil bu mektup okuyamam
    Yine anlamaz adam
    Hocanın okuması yok zanneder
    "Ayıp hoca!ayıp."der.
    "Benden utanmıyorsan şundan utan
    Şu başındaki koca kavuğundan!"
    Hoca,kavuğunu çıkarıp uzatır
    Sonra,"mademki der,iş kavuktadır;
    Haydi benim düdüğüm ,giyde şunu;
    Kendin oku bakalım mektubunu."




    Acemi Bülbül
    Nasreddin hoca ve arkadaşları bir gün ağacın birindeki eriklere göz dikmişler bir kişi gözcü olmuş bir kişi toplayıcı nasreddin de çıkmış ağaca başlamış erikleri yolup yolup aşağı atmaya tam o sırada ağacın sahibi gelmiş lan ne yapıyosun:
    nasreddin ne desin bal gibi çağala hırsızlığı sonra:
    abi ben bülbülüm, ağaca kondum ötüyorum
    ağaç sahibi : öt de göreyim nasreddin başlar ötmeye adam derki ne biçim ötüyon nasreddin lafı yapıştırır : Acemi bülbül ancak bu kadar öter



    Hocanın Ölçüsü
    Nasreddin Hoca vaaz vermek istediği salona girmiş.Salon, ön sırada oturan seyis dışıda boşmuş.Konuşup konuşmama konusunda düşünen hoca sonunda seyise sormuş:
    -Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mı, yoksa konusmamalımıyım? Seyis cevap vermis:
    -Hoca ben basit bir insanim, bu konulardan anlamam.Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.
    Bu sözlere hak veren Nasreddin Hoca vaaza başlamış iki saatin üzerinde konuşmuş durmuş.Dua da ettikten sonra kendini mutlu hissetmiş ve dinleyicisinin de vaazın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:
    -Vaazımı nasıl buldun? Seyis cevap vermiş:
    -Sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim.Gene de eğer ahıra gelip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim dedim ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım.
     
  3. Bella Üye


    Cevap: Nasrettin Hocanın Bütün Fıkraları

    Hoca Kaynanasını Nasıl Arar?
    Hoca'nın kaynanası çamaşır yıkarken ırmağa düşmüş, sulara kapılıp yitip gitmiş. Kasaba halkı toplanıp aramaya koyulmuşlar kadıncağızı. Hoca da aramakta, ama herkes gibi ırmağın aktığı yöne değil de geldiği yöne doğru giderek...
    Görenlerden biri şaşırmış bu işe ve seslenmiş Hoca'ya :
    'Hocam sen ters yöne gidiyorsun!'
    Başını adamdan yöne çeviren Hoca şu karşılığı vermiş :
    'Sen benim kaynanamı tanımazsın birader. Dünyanın en ters kadınıydı o. Mutlaka cesedi de ters yöne gitmiştir.'




    Elalemin Ağzı Torba Değilki Büzesin
    Nasrettin Hoca oğlunu okulundan alırken eşekle gelmiş.Oğuluyla eşeğin üzerinde evin yolunu tutmuşlar.Aradan zaman geçmiş.Bir
    grup insan önlerine çıkmış.Bir insan;
    "Hoca ayıp değil mi? eşeğe o kadar yükü nasıl taşısın?"
    Hoca da oğulunu eşekden indirip yanından yoluna devam etmiş.Aradan zaman geçmiş bir insan;
    "Ayıp ulan ayıp. Küçücük çocuk yürütülürmü?"
    Hoca çocğu eşeğe oturtmuş. Kendi yoluna devam etmiş.Aradan yine zaman geçmiş birisi;
    Bu zamane çocukları böyle işte , ihtiyar babaları yürür kendileri eşeğe biner. Bu söz çocuğun ağrına gider ve eşekten iner ikiside yayan giderler. Ordan gevezenin birisi :
    Enayilere bakın eşek önde gidiyor bunlar yayan
    Bunun üzerine Nasreddin Hoca :
    Gürüyorsun ya oğlum elalemin ağzı torba değilki büzesin




    Beş Kuruş
    Bir gun Hoca sallana sallana yolda yururken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca neredeyse yere dusecek. Hoca hiddetle,
    -Ne curetle vuruyorsun!
    Genc adam, biraz ukala bir tavirla, kisaca ozur diler. Kucuk bir hata yaptigini, Hoca'yi bir arkadasina benzettigini soyler. Ayrica, Hoca'nin kucuk bir tepeyi dag haline getirdigini belirtir.
    Bunun uzerine, Hoca'yi mahkemeye gitmekten baska hicbir sey tatmin etmez. Hoca israrlidir ve genc adamin kabul etmekten baska caresi yoktur. Kadiya giderler.
    Kadi her iki tarafida dinler. Ancak kadi genc adamin arkadasi oldugundan, onu muskul durumdan kurtarmanin caresine bakarken, Hoca'yi da yumusatmaya calisir.
    -Hoca, hislerini anliyorum. Herkes ayni seyleri hissederdi bu durumda. Simdi ne dersin, bu genc adam kendine bir tokat atsa kabul edermisin.
    Hoca bununla tatmin olmaz, israr eder mahkeme yapilsin der.
    Bunun uzerine kadi, genc adama 5 kurus ceza verir ve gidip getirmesini soyleyip kursuden iner.
    Hoca, genc adamin donmesini bekler. Bir saat gecer, iki saat gecer fakat genc adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapisinin kapanmasina az kalmisken, Hoca kadinin, en mesgul bir aninda ensesine okkali bir tokat atar ve ekler,
    -Kusura bakma kadi efendi, daha fazla bekleyemecegim.
    Gelirse soyle one, 5 kurusu sana versin




    Halim Ne Olurdu?
    Nasrettin Hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş:
    "Ey Allah'ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş", deyip uykuya dalmış.
    Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve:
    "Yarabbi sen en iyisini bilirsin" demiş.
    "Şimdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu"




    On Sene Önce
    Hoca'ya yaşını sorarlar, "Kırk" diye yanıtlar, "Tam kırk!" On sene sonra aynı soruyu yine "Kırk" diye yanıtlayınca, "E hocam, on yıl önce de kırk yaşında olduğunu söylemiştin" derler. Hoca da hiç istifini bozmadan, "Evladım, ne bileyim on sene öncesini!" diye yanıtlar.
     
  4. Bella Üye


    Cevap: Nasrettin Hocanın Bütün Fıkraları

    Hoca Kaynanasını Nasıl Arar?
    Hoca'nın kaynanası çamaşır yıkarken ırmağa düşmüş, sulara kapılıp yitip gitmiş. Kasaba halkı toplanıp aramaya koyulmuşlar kadıncağızı. Hoca da aramakta, ama herkes gibi ırmağın aktığı yöne değil de geldiği yöne doğru giderek...
    Görenlerden biri şaşırmış bu işe ve seslenmiş Hoca'ya :
    'Hocam sen ters yöne gidiyorsun!'
    Başını adamdan yöne çeviren Hoca şu karşılığı vermiş :
    'Sen benim kaynanamı tanımazsın birader. Dünyanın en ters kadınıydı o. Mutlaka cesedi de ters yöne gitmiştir.'




    Elalemin Ağzı Torba Değilki Büzesin
    Nasrettin Hoca oğlunu okulundan alırken eşekle gelmiş.Oğuluyla eşeğin üzerinde evin yolunu tutmuşlar.Aradan zaman geçmiş.Bir
    grup insan önlerine çıkmış.Bir insan;
    "Hoca ayıp değil mi? eşeğe o kadar yükü nasıl taşısın?"
    Hoca da oğulunu eşekden indirip yanından yoluna devam etmiş.Aradan zaman geçmiş bir insan;
    "Ayıp ulan ayıp. Küçücük çocuk yürütülürmü?"
    Hoca çocğu eşeğe oturtmuş. Kendi yoluna devam etmiş.Aradan yine zaman geçmiş birisi;
    Bu zamane çocukları böyle işte , ihtiyar babaları yürür kendileri eşeğe biner. Bu söz çocuğun ağrına gider ve eşekten iner ikiside yayan giderler. Ordan gevezenin birisi :
    Enayilere bakın eşek önde gidiyor bunlar yayan
    Bunun üzerine Nasreddin Hoca :
    Gürüyorsun ya oğlum elalemin ağzı torba değilki büzesin




    Beş Kuruş
    Bir gun Hoca sallana sallana yolda yururken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca neredeyse yere dusecek. Hoca hiddetle,
    -Ne curetle vuruyorsun!
    Genc adam, biraz ukala bir tavirla, kisaca ozur diler. Kucuk bir hata yaptigini, Hoca'yi bir arkadasina benzettigini soyler. Ayrica, Hoca'nin kucuk bir tepeyi dag haline getirdigini belirtir.
    Bunun uzerine, Hoca'yi mahkemeye gitmekten baska hicbir sey tatmin etmez. Hoca israrlidir ve genc adamin kabul etmekten baska caresi yoktur. Kadiya giderler.
    Kadi her iki tarafida dinler. Ancak kadi genc adamin arkadasi oldugundan, onu muskul durumdan kurtarmanin caresine bakarken, Hoca'yi da yumusatmaya calisir.
    -Hoca, hislerini anliyorum. Herkes ayni seyleri hissederdi bu durumda. Simdi ne dersin, bu genc adam kendine bir tokat atsa kabul edermisin.
    Hoca bununla tatmin olmaz, israr eder mahkeme yapilsin der.
    Bunun uzerine kadi, genc adama 5 kurus ceza verir ve gidip getirmesini soyleyip kursuden iner.
    Hoca, genc adamin donmesini bekler. Bir saat gecer, iki saat gecer fakat genc adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapisinin kapanmasina az kalmisken, Hoca kadinin, en mesgul bir aninda ensesine okkali bir tokat atar ve ekler,
    -Kusura bakma kadi efendi, daha fazla bekleyemecegim.
    Gelirse soyle one, 5 kurusu sana versin




    Halim Ne Olurdu?
    Nasrettin Hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş:
    "Ey Allah'ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş", deyip uykuya dalmış.
    Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve:
    "Yarabbi sen en iyisini bilirsin" demiş.
    "Şimdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu"




    On Sene Önce
    Hoca'ya yaşını sorarlar, "Kırk" diye yanıtlar, "Tam kırk!" On sene sonra aynı soruyu yine "Kırk" diye yanıtlayınca, "E hocam, on yıl önce de kırk yaşında olduğunu söylemiştin" derler. Hoca da hiç istifini bozmadan, "Evladım, ne bileyim on sene öncesini!" diye yanıtlar.