Mevsimler İle İlgili Kompozisyon

Konusu 'Ders notları' forumundadır ve anniccha tarafından 29 Ekim 2010 başlatılmıştır.

  1. anniccha Üye



    Mevsimlerle İlgili Kompozisyon
    Mevsimler Hakkında Kompozisyon
    Mevsimler ve Hayat İle İlgili Kompozisyon


    Mevsimler ve Hayat

    hayatımızda tıpkı mevsimler gibi değilmidir bazen sonbahar gelir ,güzün ılık esintileri gibidir yüreğin kışa hazırlanan korkarsın donmaktan o soğuk kış günlerindeki gibi yüreğinin acılardan kaskatı kesilmesinden korkarak yaşarsın .

    Zaman evet zaman herşeyin ilacı olan zaman gelir geçer mevsimler değişir yüreğin yeniden umutla bakmaya başlar tıpkı ilkbahar gibi , sabırsızlıkla beklersin yaz güneşi ile içindeki buzların tekrar kaybolacağı günü fakat yaz yağmurları gibi birden umutlarını yitirebilirsin hiç beklemediğin bir anda işte ne mevsimler ne hayat yerinde durmuyor
    hatalar yaparsın defalarca kendine sözler verirsin yenisi olmayacak diye bazen sözler yetersiz kalır bazı duygular karşısında aşk gibi .

    Canını kaç kere acıtmıştır belkide ve her ateşten sonra asla dersin ama dedim ya mevsimler geçerken hayatta geçer ,küllenince ateşin unutursun yaşadıklarını bir anda ,acılarını ,o bitmez geceler boyu sana arkadaş olan gözyaşlarını ve bu defa farklı diyerek yaz günlerini yaşarsın gönlünde sanki hiç bitmeyecek hiç solmayacak gibi

    Mevsimler tadında

    Yüreğimde anlamsızlığı katıklaştıran derin bir düşünce, kanar durur ince ince ve her yanı yara bere içimde. Paylaşılmaz birer keder kelimeler katre katre dilimde;

    Sana olan duygularım bir muamma,
    Kalemin yazmaz amma
    Yaz yazabildiğin kadar,
    Bastığın yere toprak olurum
    Gez gezebildiğin kadar,
    Ayırdın gülü dikeni,
    Hatan ile sevdim seni.
    Sensizliğe avunurum,
    Ayağındadır şimdi tüm gururum
    Bas basabildiğin kadar.

    Nerdesin gökyüzümde ki güneş, günüme renk veren ve karanlığı aydınlığa bileyen, geceme doğan ay, alıp verdiğim nefes kadar can ve atan kalp kadar yaşam, bir yağmur damlası kar tanesi olmaya razıydım düşeceğim toprak sen olduktan sonra; şimdi nerde içinde ki o fırtına her sözün acı birer hatıra. Baksana geçmişe ne çok anı var harcanmış zamanlar geri gelmez ki; geç kaldıktan sonra arama boşa Beni ben yapan bir sen karanlıklara vurup, bir yıldız kayar gibi gittin.

    Yaralandım
    Dile düştüm karalandım
    Sanki Leyla sevdim
    Aradım çölsüz kaldım
    Her ne kadar güneşlere tok gün gibi duruyorsam da

    Yaşama renk katan duygular heyecansız, gökkuşağının rengi de kalmadı mevsim baharsız. Yağmur açlığında rahmetli topraklar kadar kederlibir ben bıraktın geride. Ben güllerin saf masumluğunda sevdam ise dikenli dallarında kaldı şimdi kanarım kanatırcasına gülleri de. Yaprakların dallarda çıplak ve savunmasız kalış mevsimidir şimdi yaşadıklarım. İçim volkan dolu dağa döndü ha patladı ha patlayacak.

    Fuzuli çile çekendir,
    Kapı kapı dilenendir,
    Boynumdaki yağlı kendir
    Sendendir.

    Ömrüm hazan vurmuş bağa döndü her yanı tarumar, Fuzuli’nin beyitlerinde anlaşılmayı bekleyen bir buruk sonbahar. Kıyıya vuran azgın dalgalı deniz suskun suskun öperken uysal kumsalı, kimse duymadı duymuyor içimde alabora olan dalga kıranı.

    Oysa ne anlar vardı unutulmayacak, kadir bilen yüreklerde kalacak ve tene kazınacak olanlardan daha değerli. Cana kıymak için silah hançer mi olmalı? Anlamsız ayrılıklar kurşun olmaz mı terk edilene anlamak için yanmak mı gerekir odlara. Şimdi yaralayan inciten acılar var içimde, daha nicesini damarlarımda ve gül uysallığındaki yüreğimde hissetmediğim acılar. Biliyorum saracak dört bir yanımı baharın güzel kokulu solmuş gül kırıntıları.Düşünmedin dünü bugünü bir anlamsızlığa sattın yarını. Yaz sıcaklığı kavuracak bedenimdeki yanan o seni kül olan yine ben olacağım.Güzel yüzüne anlam veren bir hasret ki değerli, yürekte taşınamayacak kadar kederli. Çünkü yüzüne anlam veren duyguların sahibiyim ama artık yüreğinin olmayan bir ben tenindeki kadar. Kar tanesi masumluğumda, ürkek ve bilinmez kuytu bir köşede, üşüyen bir çıplak daldan, başka ne kaldı geride. Tek olamaz ki yağmur damlası kadar rahmet bana gözyaşından başka;

    Öyle bir rahmet ki gökten toprağı
    Yürekten gözü getirir aşka.
    Ama zaman süratlidir seglavi kısrak,
    Çok uzakta kaldı artık
    Ellerime dokunan içimi titreten ellerin
    Ve beni anlayan sır saklayan gözlerin,
    Bir de yalan koyuluğunda aldatan sözlerin,
    Çok geride.
    Bir adım kaldı sol kolundaki deride.

    Sende yaşacaksın herkesin yaşadığı kadar hayat denen arı balı tadında, kâh dinen kâh deliveren fırtınada ümitlerin sararacak belki bir ilkbaharda ya da sonbaharı beklemeyen, hüznü bile fark edilmeyen kırık dallarda.
    Rüzgâr acımasız olacak o gün,
    Anılar halay çekecek sanki bir düğün,
    Dört bir yanını saracak içinden çıkılmaz bir hüzün, damlayacak yaşlar sulanacak gözün
    Ama ne çare dönüp bakmayacak senin için kör olan iki gözüm budur;
    İşte sana anlarsan son sözüm.
    Ben bozkırım kuraklığa inat sertleşen,
    Yaza inat yeşeren
    Kimi zaman sararan ama köklerinin her dem taze olduğu bir diken.
    Neyleyim ayrık otları alnıma kader diye çizilmiş
    Bak yağmur var dışarıda,
    Her yer rahmet
    Yüreğim ıslak
    Dallar çıplak Doyasıya yaşanılıyor
    Bir güzel kıyamet.

    çocuk seven yüreğim kadar çocukça, utanmadan bende ıslanıyorum hayata sarılır gibi annesinin eteğine sarılan çocuklar kadar yaşama sarılıyorum; Çünkü seviyorum yaşama dair yaşananları ve yaşanacakları!