İstanbul'un Fethi ile ilgili şiirler

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve Dark tarafından 28 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Dark

    Dark Üye



    İstanbul'un Fethi

    Aştık geçilmez dağlar üstünden
    Öyle vakur, öyle heybetli
    Vardık ot bitmeyen vadilere
    Ayağımız değdi yeşerdi!

    Gönlümüzde büyüklüğü Asya’nın
    Yıktı köhneliğini orta zamanın
    Zamanın karanlığı ortasında
    Şimşek örneği parlayan kılıcımız
    Nur yağdırdı aydınlık yeni günlere
    Eskilik, karanlık düşüverince yere,
    Dağlar, denizler misali,
    Yol verdi gemilere!

    Sustu kulakları tırmalayan çan;
    Burca bayrak dikince Ulubatlı Hasan!

    İbrahim MİNNETOĞLU





    BİZANS GÖRÜNDÜ KARŞIDAN

    Geldik surların önüne,
    İçimizde garip bir sevinç
    Tamamlamışız vuslatın tadını
    Böyle hiç.

    Yeditepe kardeş kardeş gülümser,
    Boğaz’ın mavi rüzgârları,
    Bir esinti sarhoşluğu içinde
    İstanbul sizin der.

    Elbet bizim olacak İstanbul,
    İnanmışız,
    Denizlerden, dağlardan, ovalardan gelen
    Bu nurlu bahar içinde yıkanmışız.

    Temiz ellerimizde açacak,
    İstanbul çiçek çiçek.
    Şimdi surlar önünde dalgalanan bayrak,
    Yarın Bizans göklerine yükselecek.

    Arif Hikmet PAR


    GAZEL
    İmtisâl-i câhidû fillâh olubdur niyyetüm
    Dîn-i İslâm’un mücerred gayretidür gayretüm

    Allah için küfürle cihadın misalini vermektir niyetim;
    Mücerret gayretim, (sadece) İslâm dini içindir.

    Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i ricâlullâh ile
    Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemekdür niyyetüm

    Hakk üstünlüğü ve Allah’ın yücelttiği veliler himmetiyle
    Kâfirleri baştan sona kahreylemektir niyetim.

    Enbiyâ vü evliyâya istinâdum var benüm
    Lutf-ı Hak’dandur hemân ümmîd-i feth ü nusretüm

    Peygamberlerle velilerdir istindım benim;
    Hakk’ın lütfundandır, fetih ve başarı ümidim.

    Nefs ü mâl ile n’ola kılsam cihânda ictihâd
    Hamdülillah var gazâya sad hezârân ragbetüm

    Nefis ve malla cihadıma şaşılmasın;
    Hamdolsun, gazaya binlerce rağbetim var.

    Ey Mehemmed mu’cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile
    Umaram gâlib ola a’dâ-yı dîne devletüm

    Ey Mehmet, Seçilmiş Ahmed’in mucizeleriyle
    Umarım, galip gelir din düşmanlarına devletim.



    Canım İstanbul
    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.

    İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
    O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.

    Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
    Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.

    Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
    Ve kavuşmuş rüzgar onda, onda misale.

    İstanbul benim canım;
    Vatanım da vatanım...

    İstanbul,
    İstanbul...

    Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
    Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...

    Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
    Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...

    Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
    Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..

    Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
    Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

    O manayı bul da bul!
    İlle Istanbul'da bul!

    İstanbul,
    İstanbul...

    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
    Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.

    Oynak sular yalının alt katına misafir;
    Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.

    Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...

    Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
    Cumbalı odalarda inletir "Katibim" i...

    Kadını keskin bıçak,
    Taze kan gibi sıcak.

    İstanbul,
    İstanbul...

    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...

    Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
    Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.

    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
    Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.

    Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
    Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

    Gecesi sünbül kokan
    Türkçesi bülbül kokan,

    İstanbul,
    İstanbul...

    Necip Fazıl KISAKÜREK


    Fetih Zamanı
    Havanın mavisinde, denizin yeşilinde
    Bir türkü, Ortaasya’dan beri duymuşuz.
    Anamızın sütünden bayraklara kadar
    Yüce fetihle büyümüşüz.

    Yakmış gecemizi yıldızlar
    Burçlardan yana uyanmışız.
    Bir yazı gibi tepeler alnında
    Yazılmışız, silinmişiz.

    Nur ile kuvvet ile aşk ile
    Kaderin büyüsünü bozmuşuz.
    Görmüşüz suretini güzelliğin
    Koca feleklere görünmüşüz.

    Cihanın yarısı gök;
    Önünde şehit şehit durmuşuz,
    Cihanın yarısı İstanbul
    Almışız.

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA



    İstanbul
    Boğazı bir başka
    Gören düşer aşka
    İnsanları bir başka
    Ey istanbul, ey istanbul

    Haydar paşa'dan kalkar tren
    Gemiler öttürür siren
    Bu güzelliği Tanrıdır veren
    Ey istanbul, ey istanbul

    Adı çıkmış beyoğlunun
    Bunları yazan, ben kulunun
    Gözdesisin sen
    Ey istanbul, ey istanbul

    Kadıköyü, üsküdarı
    Zengini, hem fukarası
    Yetmiş iki millet burası
    Ey istanbul, ey istanbul

    Beyazıtı, aksarayı
    Konağı, kevransarayı
    Gece sanki, fener alayı
    Ey istanbul, ey istanbul

    Babıali yokuşu
    Göztepesi, feneryolu
    Kötülüklerin, her bir yolu
    Ey istanbul, ey istanbul

    Fatih yaptırmış hisarı
    Yedikule zindanları
    Hanları, hamamları
    Ey istanbul, ey istanbul

    Güzel heybeli adası
    Güzellerin çoktur edası
    Bilen sürer, sefasını
    Ey istanbul, ey istanbul

    Ayasofya, selimiye
    Tanrıdan bize hediye
    İnsanları çoktur niye
    Ey istanbul, ey istanbul

    Kilyosu, kumburgazı
    Sulukule çalar defi, sazı
    Çekilmez kızların nazı
    Ey istanbul, ey istanbul

    Emirganı, yıldız parkı
    Yeşil anadolu kavağı
    Gezilecek yer rumeli kavağı
    Ey istanbul, ey istanbul

    Görürsün var kiliseler
    Yapılsın hep abideler
    İnsandır hep faniler
    Ey istanbul, ey istanbul

    Işıl, ışıl galata kulesi
    Bitmez bu şehrin hilesi
    Bitsin artık halkın çilesi
    Ey istanbul, ey istanbul

    Kumkapıda balıkçılar
    Kol kola gezer aşıklar
    Gece çok güzeldir ışıklar
    Ey istanbul, ey istanbul

    Boğazdadır kız kulesi
    İnsanın çok çilesi
    Dolmaz halkın filesi
    Ey istanbul, ey istanbul

    Beşiktaşı, tophanesi
    Eyüp sultan türbesi
    Padişahlar manzumesi
    Ey istanbul, ey istanbul

    Bakırköyü, topkapısı
    Binaları kul yapısı
    Yok çoğunun tapusu
    Ey istanbul, ey istanbul

    Kasımpaşa, şişanesi
    Şehrin çoktur birahanesi
    Bu serdarın bir nağmesi
    Ey istanbul, ey istanbul

    (Serdar Sayıl-2005)


    İstanbul Destanı
    ...var ki İSTANBUL /...yok ki İSTANBUL

    Sana bilmem hangi yönden bakayım
    Gece başka gündüz başka güzelsin
    Kâinatta eşsiz tek ve özelsin
    Çağlar değiştirdi sevdan İSTANBUL

    Efendimiz malum ezelden tanır
    Binlercesi şehrin can kıskanır
    Sinende yaşayan cennettir sanır
    Cihanda emsalin yok ki İSTANBUL

    Kalbini son defa fethedenlere
    Elveda deyip de gitmeyenlere
    İmkân bulamayıp gelmeyenlere
    Engin hoşgörünle kızma İSTANBUL

    Kâbe-i ziyaretgâhların vardır
    Şühedadan namazgâhların yardır
    Âlem-i insanlar çok arzu-dardır
    Sevenin koynunda sar ki İSTANBUL

    Köklü medeniyetlerin evisin
    Tarihler boyunca ananevisin
    Mukaddesatını yâd el de bilsin
    Sırr-ı nikabını aç ki İSTANBUL

    Her dinin mensubu ibadet eder
    Havra Kilise ve Cami’ye gider
    O insanlar gönül diliyle ne der
    Sessiz niyetleri duy ki İSTANBUL

    Tüm insanlar âlâ şeyler yazmışlar
    Anlatacak bir söz bırakmamışlar
    Nesillere misal hep taşımışlar
    Ölçülmez değerin var ki İSTANBUL

    Arz ile deniz ve mehtap bakıyor
    Gerçek yıldızlardan taçlar takıyor
    Her gönülde sevdan ataş yakıyor
    Türlü dillerdesin bil ki İSTANBUL

    Elbet ben de bir gün gelir geçerim
    İlahi yasaya ben de naçarım
    Yardan ya da senden vaz mı geçerim?
    Bir eser de benden al ki İSTANBUL

    Çınlar Cami’lerden ezan(ı)salası
    Yıkar nefisleri def-i belası
    Zeki'midir sanki tek müptelası
    Eyyüb Sultan başta say ki İSTANBUL

    İSTANBUL
    Zeki İ.KIZILIŞIK
     
  2. Bilal Okur

    Bilal Okur Ziyaretçi


    Kılıçlar Çekilecek İstanbul Feth Edilecek,
    Şehitler Dillerimizden Düşmeyecek.
    Gözlerimizdende Yaş,
    Kurtardı İstanbulu Fatih Sultan Mehmet..

    1453 Yılından Bu Yana Bizimsin.
    Kazandığımıza Sevnip Asker Kaybına Üzelesin
    Herkez İstanbulun Değerini Bilsin
    İstanbul Kanlarla Feth Edildi.

    5. Sınıf Bilal Okur....