İstanbulda Gezilecek Tarihi Yerler

Konusu 'Marmara Bölgesi' forumundadır ve Wish tarafından 19 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. Wish

    Wish Üye



    İstanbul tarihi mekanlar
    İstanbul tarihi yerler
    İstanbul tarihi turistik yerler


    TOPKAPI SARAYI:

    Topkapı Sarayı, İstanbul'da yer alan ve dünyada günümüze gelebilmiş sarayların en eskisi ve genişidir. Konumu, Haliç’i, Boğaziçi’ni ve Marmara denizi gören, İstanbul’un ilk kuruluş yeri olan bilinen akropol tepesidir. Tarihi İstanbul üçgen yarımadasının en uç noktasında, 5 km'yi bulan surlarla çevrili, 700.000 m2 özel araziye sahip bir komplekstir.

    GALATA KULESI


    Fetih`e kadar iki yüz yili askin bir süre boyunca hemen hemen bagimsiz bir Ceneviz sömürge kenti olan Galata`nin birkaç kez büyütülen kentsel savunma sistemindeki yirmi dört kuleden ayakta kalabilen tek ve en anitsal olani bu kuledir.


    ÇİNİLİ KÖŞK:
    Arkeoloji Müzesi karşısındaki iki katlı enteresan binadır. Fatih Sultan Mehmet' in Topkapı Sarayında yaptırttığı ilk binadır. 1472 Tarihli yazlık köşk, sütunlarla hareketlendirilmiş cephesi, eyvanlı terası ve kesme çini dekoru ile Selçuklu tesirinde bir erken Osmanlı örneğidir. Giriş duvarında uzun kitabe yer almıştır. Giriş bölümü, üzeri kubbeli bir mekan olup, yanlarda tonozlu odalar yer vardır. 13-19 yy. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait seramik ve çiniler kronolojik sıralı sergilenmiştir 16 yy. İznik yapımı çiniler müzenin önemli eserleridir.

    DOLMABAHÇE SARAYI (MÜZESI) :

    17. yüzyila kadar Bogaziçi’nin koylarindan biri olan bu yörenin; Altin Post'u aramaya çikan Argonotlarin efsanevi gemisi Argos’un demirledigi, Fatih Sultan Mehmed’in Istanbul’u fethi sirasinda Haliç’e indirmek üzere gemilerini karaya çikardigi yer oldugu ileri sürülür.

    ESKİ ŞARK ESERLERİ MÜZESİ:
    Bir okul binası iken 1917 de müze olarak kullanılmaya başlanmıştı. 1963- 1973 yıllarındaki yeni düzenleme ile modern hale getirildi. I Dünya savaşları öncesi, Osmanlı idaresindeki Mısır ve Orta Doğu ülkelerinden getirtilen kültür eserleri, Anadolu Uygarlıkları buluntuları ile eşsiz ve güzel bir koleksiyon oluşturur.

    AYA İRİNİ MÜZESİ:
    Aya İrini Müzesi, Ayasofya'yla birlikte en görkemli ve en büyük Bizans kiliselerinden biri olarak Topkapı Sarayı’nın ilk avlusunda yer alır. VI. Yüzyıl’da İmparator Justinianus zamanında inşa edilen kilise, tipik Bizans mimarisinin esintilerini taşır.

    SOĞUK ÇEŞME SOKAĞI:
    Bab-ı Humayun'un sonunda, tarihi İstanbul evlerinin bulunduğu sokaktır. Topkapı Sarayı'nın duvarına yaslanmış cumbalı, kafesli, 2-3 katlı, 8-10 odalı ahşap evlerin oluşturduğu sokağın geçmişi 18. yy. kadar inmektedir.

    Sık çıkan yangınlar ve bakımsızlık nedeniyle giderek yıpranan evler, özellikle 1960'lardan ,itibaren eski sahiplerinin terk etmesiyle enkaz haline gelmiştir. 1985-86 yıllarında Turing tarafından günün malzemesi kullanılarak restore edilen sokaktaki 9 bina, bir pansiyon dizisi haline getirilmiştir. Roma Sarnıcı da restore edilerek taverna olarak kullanılmaya başlamıştır. Evler, Yaseminli Ev, Mor Salkımlı Ev, Hanımeli Ev gibi adlarını etrafına dikilen çiçeklerden almıştır. Evlerden biride halen İstanbul Kitaplığı olarak kullanılmaktadır.

    CAFER AĞA MEDRESESİ:

    16.yüzyıl Mimar Sinan eseri. Bir sanat sever olan Cafer Ağa yaptırarak vakfetmiştir. Günümüzde Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından resim, müzik ve çeşitli el sanatları konularında kurslar verilmekte.

    AYASOFYA:
    Dünya kültür mirasının en büyük birkaç eserinden biri olan “Bazilika” önemini 1470 yıla varan tarihinden almakta. Yapıldığı dönemde dünyada kendisi kadar muhteşem bir eser daha insanoğlu elinden çıkmamıştı. İşte bu sebeple banisi Justinyen açılış töreninde ünlü Süleyman Mabedini kastederek “Seni yendim ey Süleyman!” demiştir.

    TÜRK-İSLAM ESERLERİ MÜZESİ: (İbrahim Paşa Sarayı):
    İslam uygarlığına ait çeşitli toprak ,metal, seramik ve cam eşyalarla 13.yy dan bu yana Türk halıları sergilenir.Son birkaç asrın Türk aile yapısını canlandıran etnografik sergiler görülmeğe değer bölümler arasındadır.

    YEREBATAN SARNICI:
    Bizansın sayısız su sarnıçlarından belki en büyüğü. Ucu bucagı görünmeyen bir yer altı sarayı gibi yüzlerce sütünun arasından bakarken mistik bir ürpertiyle 1450 yıl önceki Bizanstan bir kesit göreceksiniz.

    HASEKİ HÜRREM HAMAMI:

    Kanuni’nin Ukrayna asıllı eşi Hürrem Sultanın mimar Sinan’a yaptırdığı bu büyük hamamın erkekler ve kadınlar için ayrı girişleri vardır. Günümüzde halı teşhiri ve satışı yapılmakta.

    SULTANAHMET CAMİİ:
    Çinilerindeki hakim renkten dolayı batılıların “Mavi Cami” adını yakıştırdıkları ünlü altı minareli cami 17.yy Sinan sonrası Osmanlı cami mimarisinin en güzel örneklerindendir. Ayasofya nasıl bir dünyaya meydan okuma ihtirasının ürünü ise, Sultanahmet Camii de adeta ona meydan okur gibi tam karşısında tüm görkemiyle yükselerek dünyaya Osmanlı Uygarlığının ulaştığı noktayı ilan etmektedir.

    HİPODROM MEYDANI:
    Şimdiki sade görünüşüne bakanlar bu alanın bir zamanlar dünyanın en gösterişli gümüş, altın ve mermerden paha biçilmez heykeller ve çeşitli anıtlarla süslü olduğunu tahmin edemez. Septimus Severus’ tan itibaren tüm Roma ve Bizans İmparatorları burayı süslemek için yarışmışlardı. Haçlılar (4.sefer) hayatlarında görmedikleri bu zenginliklerle karşılaşınca Kudüs’e gitmekten vazgeçip buraya yerleştiler ve götürebildikleri her şeyi yağmaladılar (1204 latin istilası).

    SULTANAHMET SOKULLU MEHMET PAŞA CAMİİ:
    Biraz arka sokakta kaldığı için gözlerden kaçan 16.yy Sinan imzalı bu zarif eser İstanbul’un incilerindendir. Çinilerinin nefes kesici güzelliği görenleri büyülemektedir.

    SULTANAHMET BİNBİRDİREK SARNICI:
    Hipodromun batısında yer alır. Yakın yıllarda temizlenerek yanından geçen yola bir galeri ile bağlanmıştır. Kolay gezilen, enteresan ve güzel bir diğer ziyaret yerine dönüştürülen sarnıç 64 x 56 metre boyutundadır. Tarihte yaptırıcısının adı Philoksenos diye anılan eser 4 yy. Büyük Konstantin devrinden kalmadır. 224 Adet orijinal sütundan 212 adedi günümüze gelmiştir. Kalın duvarların çevrelediği mekanın tuğla tonozları, bunları taşıyan, bir ara bölme ile bindirilmiş çifte sütünlar ve işlemesiz başlıkları enteresan görüntüler sergilemektedir. Küçük satış reyonları kafe ve sergi alanları ile sarnıcın ortasında yer alan, sütunların orijinal boyunun görülebildiği çukur bölüm, tadilat sırasında yapılmışlardır.

    Rumelihisari


    Istanbul 1453 te Fatih Sultan Mehmet'in sehri kusatmasindan önce de birçok kusatmaya ugramisti.Sehri çevreleyen Roma devri surlari bütün önceki kusatmalari durdurabilmisti. Çok uzun süren kusatmalarda sehrin ihtiyaçlari deniz yolu ile takviye edilirdi.Rumelihisari, karsi kiyidaki daha erken tarihli bir Türk kalesinin karsisinda, Istanbul'u kusatma sirasinda Karadeniz'den gelebilecek yardim ve takviyeleri önlemek amaci ile, sehir kusatmasindan önce insa edilmisti.

    AYASOFYA

    Dünyanin 8.harikalarindan birisi sayilan Ayasofya, Sanat Tarihi ve mimarlik dünyasinin 1 numarali yapisi hüviyetindedir. Bu yasta ve bu ebatta zamanimiza gelebilmis ender eserlerdendir. Orijinal adi Hagia Sofia olan, Türklerin Ayasofya dedikleri yapi yanlis bir sekilde, Saint Sofia olarak bilinir.
     
  2. Wish

    Wish Üye


    Cevap: İstanbulda Gezilecek Tarihi Yerler

    YEDİKULE ZİNDANLARI

    İstanbul'u güneybatı'dan çevreleyen kara surları ve kuleler topluluğudur. Yedikule Hisarı, ya da Yedikule Zindanları da denilmektedir. I. Theodosius tarafından bir zafer takı yaptırılmış, 412 yılında bu tak, şehrin giriş kapısı olmuş, II. Theodosius tarafından kapının sağ ve sol taraflarına birer kule ekletilerek kara surlarına bağlanmıştır. Şehrin en büyük caddesine açılan bu kapıdan genelde zaferden dönen imparatorlar geçerlerdi. Kapının kemer ve cephesi altın yaldızlarla süslüdür bu nedenle "Yaldızlı Kapı" denilmektedir. IV. Kantakuzenos tarafından kulelerin yanlarına birer kule daha eklettirildi. XV. yüzyılda orta geçidin yüksekliği 8m'den 4m'ye indirilmiş ve bu geçit kapatılmıştır. Fatih, İstanbul'un fethinden sonra 1470'de farklı yüksekliklerde üç kule yaptırmış, öteki kulelere ve surlara bağlatmıştır. Kulelerin sayısı yediye çıkmış ve hisar görünümü almıştır.

    AHIRKAPI DENİZ FENERİ


    1755 yılında III. Osman tarafından yaptırılmıştır. İstanbul Boğazı'nın Marmara'ya bakan kısmının batı kıyısındadır. Beyaz kule şeklinde olan fener İstanbul'u çeviren surların burçlarından birisinin üzerine oturtulmuştur. Denizden yüksekliği 40 metredir. Her 6 saniyede bir yanıp sönerek gece karanlığında denizcilerin yön bulmalarına ve gemilerin karaya oturmamalarına yardımcı olur. Bu fener önemli bir deniz kazasından sonra yaptırılmıştır. Bu deniz kazası 1755 yılında Mısır'a gitmekte olan Hacı Kaptan emrindeki bir kalyon fırtınaya tutularak gece vakti Kumkapı' da karaya oturur. Olayı öğrenen Padişah III. Osman ve Sadrazam Sait Paşa derhal Kumkapı' ya giderek kalyon ve denizcilerin kurtarılmasında hazır bulunur. Kurtarılan gemicilerden birisi padişaha şöyle der:

    - Eğer burada ve surlar üzerinde bir fener yapılırsa, uzağa gidip gelen gemiler ışığı görünce yollarını bulurlar.

    Bunun üzerine III. Osman bir fener yapılmasını emreder ve Kaptan-ı Derya Süleyman Paşa da Ahırkapı Feneri'ni yaptırır.

    ANADOLU HİSARI


    1391 yılında Yıldırım Bayezid tarafından İstanbul Boğazı'nın en dar yerinde yaptırılmış surlardır. İstanbul Boğazı'nı ele geçirmek ve Rumeli yakınlarında yapılabilecek bir savaşta orduyu karşı kıyıya güvenli bir şekilde geçirmek için yapılmıştır.

    Dış taraftaki kale, sur durumundadır. Doğu-batı çapı 65 m., kuzey-güney çapı 80 m. olup, surların kalınlığı 2-5 m. arasındadır.

    Surların üzerinde mangallar vardır. Hisarı korumak için surun üzerine silindir şeklinde üç kule yapılmıştır

    Kız Kulesi

    İstanbul‘un ve Üsküdar’ın sembolü haline gelen Kız Kulesi; yalnızlığın, aşkın ve ulaşılmazlığın da sembolü olmuştur. Kule için onlarca şiir yazılmış, yüzlerce resim yapılmış ve binlerce fotoğraf çekilmiştir. Alımlı, sevdalı ve denizin ortasında bir başına ve yapayalnızdır. Kız Kulesi, Asya ile Avrupa’nın keşiştiği bir noktada yer alır. İstanbul Boğazı’nın Marmara Denizi’ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır. Boğazın ortasına bir taş tümseğe oturtulmuş bir kuledir. İki kıta arasındaki konumu sebebiyle dünyada eşi benzeri olmayan yapılar konumundadır.