iç organlarımızın görevleri

'Sağlık Rehberi' forumunda YAREN tarafından 12 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. YAREN Üye


    Kalp

    İçi boş, kas yapısında bir organ olan kalp göğüs boşluğu içinde her iki akciğer arasında büyük bir alanı kaplar. Etrafı, perikard adı verilen bir zar ile sarılıdır. Kalp, iki akciğer arasında tepesi aşağıda tabanı yukarıda bir koni gibidir. Üçte biri orta çizginin sağında, üçte ikisi sol yanındadır. Genel olarak sternum ( iman tahtası ) arkasında eğik olarak durur. Ekseni, yukarıdan aşağıya, arkadan öne ve sağdan sola doğrudur.

    Günde yaklaşık 100 bin, yılda 40 milyon, tüm insan hayatı boyunca yaklaşık 2,5 milyar kere, hiç durmadan yaklaşık 8 ton kanı vücuda pompalar.

    Büyüklüğü yetişkin bir insan kalbinin büyüklüğü yaklaşık olarak yumruğunun büyüklüğü ile eşdeğer sayılır. Taban tepe uzaklığı 12 cm, en geniş yerinde 8-9 cm, ön-arka çapı 6 cm. dir. Erkekte ağırlığı 280-340 gr. kadında 230-280 gr. arasındadır. Bölümleri; Sağ atrium (Sağ kulakçık) Sol atrium (Sol kulakçık) Sağ ventrikül (Sağ karıncık) Sol ventrikül (Sol karıncık)

    Her canlıda dokuların, organların ve hücrelerin; oksijen, karbondioksit, aminoasitler, yağlar, vitaminler ve mineraller gibi madde ve besinlere gereksinimi vardır.

    Metabolizma faaliyetleri sonucunda oluşan artık ürünlerin de vücuttan uzaklaştırılması, vücut ısısının düzenlenmesi, asit-baz dengesinin korunması, hormonlar ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gerekir. Bütün bu işlemleri kalp ve damarlardan oluşan dolaşım sistemi yapar.

    Kalp bu sistem içerisinde motor görevi yapar. Kalp dakikada 60-80 vuruş arasında değişen bir hızla kanı vücuda pompalar.

    Karaciğer


    Diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır.


    Karaciğerin görevi :

    a. Proteinlerin üretilmesi ve depolanması, protein metabolizmalarının birçok yan üretimlerinin tanzim ve kontrol edilmesi.
    b. Şekerin depolanması ve kanda bulunması gereken şeker miktarının ayarlanması.
    c. Vücuttaki toksik ve zararlı maddelerin nötralize edilmesi.
    d. Depo edilmiş yağların kullanılması.
    e. Kanın pıhtılaşması için gerekli maddelerin üretilmesi.
    f. Safra ve safra tuzlarımın üretilmesi. Bunlar kanallardan bağırsaklara ifraz edilmekte ve sindirime yardımcı olmaktadırlar.
    g. Kırmızı kan hücreleri ve başka kan elemanlarımın üretimi için gerekli ve önemli olan maddelerin üretimi ve depolanması.
    h. Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.
    i. Vücudun ısısını ayarlar.
    j. Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.
    k. Kan miktarını ayarlar.
    l. Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.

    Akciğer
    Göğüs boşluğu içinde bulunan ve solunuma yarayan organ. Göğüs boşluğunun sağ ve sol yanlarında bulunan iki ayrı parçadan meydana gelmiştir. Üzeri Plevra denen bir zarla kaplıdır. İçerisi, hava ile dolu olan ve "akciğer kesecikleri" denen boşluklardan yapılmıştır. Sağ akciğer üç loba, sol akciğer iki loba ayrılmıştır. İç yan yüzlerinden bronşlar, atardamarlar, toplardamarlar lenfalar ve sinirler çıkar. Ana görevi atmosferdeki oksijeni kan dolaşımına nakletmek ve kan dolaşımındaki karbondioksiti atmosfere çıkartmaktır.

    Dalak
    Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir.


    Soluk Borusu

    Nefes borusu (soluk borusu) veya trakea, vücutta solunan havanın geçtiği, boru şeklinde bir organdır. Bu boru havayı ciğerlerimize göndermemizi sağlar.Omurgalılarda trakea havanın boğazdan akciğerlere geçişini sağlarken, omurgasızlarda dışarıdaki havayı doğrudan iç dokulara ulaştırır.


    Eğer soluk borumuza kazayla yiyecek kaçarsa soluk alamayıp tıkanabilir.Bu nedenle, biz yutkunurken küçük dil soluk borumuzu kapatır ve yiyeceklerin yemek borusundan aşağıya doğru gidip midemize ulaşmasını sağlar.


    Böbrek

    Omurgalılarda bulunan fasulye şeklinde boşaltım organlarıdırlar.

    Böbreğin görevi ,proteinlerin parçalanması sonucunda oluşan üre gibi zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırırken, diğer yandan vücudun sıvı, mineral ve asit-alkali dengesini de düzenler.
     

  2. YAREN Üye

    Yemek Borusu

    Yenilen gıdaların ağızdan sonraki geçiş bölgesi, boğaz.İçten dışa doğru örtü epiteli, düz kas ve bağ dokudan oluşmuştur. Besinler yemek borusundan geçerken yemek borusu peristaltik hareketler yapar. Yemek borusunda sindirim gerçekleşmez. Besinler yemek borusundan mideye geçiş yapar. Yemek borusu ağız ve mideyi birleştirir.

    Apandis

    İnsanlarda, kalın barsağın bir çıkıntısı olan körbarsağın alt bölümüne tutunmuş, serbest olan öbür ucu çıkmaz halinde sonlanan solucan şeklinde bir barsak çıkıntısı. Bu çıkıntının uzunluğu, 7-12 cm. dir.Görevi bademciklerin ve lenf düğümlerinin görevine benzer; kalınbağırsakta bulunan mikropları yok ederek hastalık yapmalarını önlemeğe çalışır.

    Anüs (makat)

    Sindirim kanalının bitiş kısmı. Dışkılar boşaltım sırasında anüsten geçerek vücuttan atılırlar.


    Rektum

    Kalın bağırsağın son bölümüdür. Anüse açılır. Dışkının atılımdan önce tutulduğu yerdir. Rektumun son birkaç santimetresi deriye benzer bir doku ile kaplıdır. Kalın barsağın genişlemesi sonucu oluşan ortalama 15 cm uzunluğunda olup sindirim sistemimizin son kısmıdır.


    Onikiparmak Bağırsağı

    Onikiparmak bağırsağı midenin hemen ötesinde 5 - 10 santim kadar uzayan incebağırsağın bir kısmıdır. C harfi görünümündedir. Bu bağırsağın her zaman mide ile ilişik görülmesinin nedeni ise, mideye tesir eden rahatsızlıkların çoğunlukla onikiparmak bağırsağını da etkilemekte olmasından ileri gelmektedir.


    Onikiparmak bağırsağının çeperi gıda maddelerinin sindirimine yardımcı olan bazı usareleri üretmektedir.. Safra onikiparmak bağırsağında depo edilmektedir ve pankreas usareleri da bu bağırsağa boşalmaktadır.


    Organların görevleri

    AKCİĞERLER: Akciğerler solda (iki parçalı), sağda(üç parçalı ) olmak üzere iki tanedir.Bu parçalara lob adı verilir. Solunumu sağlar. Kaburga kasları ve karın zarı (diyafragama) soluk almada görev alrlar.Kandaki karbondioksit miktarı solunumu etkiler

    SİNDİRİM SİSTEMİ: Aldığımız besinlerin, vücutda bir dizi işleme tabi tutularak, enerji hammaddesi ve yapıtaşı öğelerine ayrılması, daha sonra kana geçmesine sindirim denir.Bu olayların geçtiği vücut bölümleri sindirim sistemidir.
    a) Sindirim Sistemi Bölümleri :Bu sistemi oluşturan başlıca bölümler:

    1)Ağız ve Dişler ,Yutak, Yemek Borusu, Mide, İnce Bağırsaklar, Kalın Bağırsaklar, Pankreas, Karaciğerdir.

    b) Sindirim Olayları:
    İnce bağırsakların iç yüzünü döşeyen zarın içerisinde bulunan salgı bezlerinde maltaz, laktaz, sukraz gibi salgılarla karbonhidratların en alt birimlerine çevrilmesi sağlanır.Erepsin ise proteinlerin son kalıntılarını aminoasitlerine kadar parçalar. İnce bağırsakların i yüzeyinde bulunan ve villus denilen parmak şelindeki çıkıntılar sindirilen besinleri emer. Yağ molekülleri akkan damarlarına, amino asit ve glikoz ise bazı yağ asitleri ve gliserinle birlikte kılcal damarlara geçer. İnce bağırsağın alt ucunda sadece sindirilmeyen maddeler kalır. Suyun emilim yeri kalın bağırsaktır.Geri kalan bölüm dışkı olarak atılır.
    c)Sindirim Sistemine nasıl yardımcı olunabilinir ? Sindirim sisteminin sağlıklı görev yapabilmesi için :
    1) Düzenli ve belirli saatlerde yemek yemeye dikkat edilmeli, öğünler aksatılmamalıdır.
    2) Öğünlere yeterli zaman ayrılmalıdır. Yemek yeme hemen bitirilmesi gereken bir zorunluluk olarak değil, özellikle zaman ayrılması gereken bir uygulama olarak kabul edilmelidir.
    3) Özellikle yemek saati sinir bozucu konulardan ve tartışmalardan uzak kalınmalıdır. Bunlar , yemekte iştahın, mide ve ince bağırsak salgılarının azalmasına yol açar.
    4) Yemekten sonra yürünmelidir. Yürümek sindirim organlarının daha etkili çalışmasını sağlar.
    5) Sindirime yardımcı olmak , kabızlığı önlemek için her yemekte bir iki bardak su içilmelidir.
    6) Belirli saatlerde tuvalete gitme alışkanlığı kazanmalıdır.
    d) S.Sistemi bozukluklarının sebebi:gerginlik, tek yönlü beslenme, gıda zehirlenmesi, sağlıksız besin yenilmesi.

    G)Boşaltım Sistemi :Hücreler artık maddeleri doğrudan kana verirler. Kan bunları alarak boşaltım organlarına iletir.
    Böbreklere böbrek atar damarlarıyla ulaşan kan , böbrek toplar damarından çıkar. Böbrekten geçerken çok karmaşık ve olağanüstü bir süzme işlemine uğrar. Bu sırada kandaki bir çok madde korunurken diğerleri atılır.

    a) Boşaltım sistemi bölümleri:

    1) Böbrekler :
    İnsanın belinin iki yanında yer alan böbrekler, çukur orta bölümünden böbrek atar ve toplar damarı girer ve çıkar.Dış tabaka böbreğin kabuk bölümü ( korteks ), iç tabaka böbreğin öz bölümünü (medulla) oluşturur.Böbrek çanağının ortasına doğru bulunan piramitler vardır.Böbrekten çıkan idrar kanalı idrar torbasına bağlanır. Böbreklerden süzülen idrar aşağı doğru bu borulardan geçer ve idrar torbasında toplanır.

    2) İdrar Torbası ve İdrar Boşaltım Kanalı
    b)Böbreklerde Kanın Süzülmesi : Böbreklerin süzme işleminde antidiüretik hormon denilen hipofiz hormonu önemli yer tutar.Bunun eksikliği günde litrelerce sıvı kaybına yol açar.
    Böbreklerin görevlerini yapmaması ,atılması gereken maddelerin kanda artımına yol açar.Buna üremi denir.

    c) Böbrekleri korumak için :
    1) Yeterli miktarda sıvı alınmalı, alınan sıvı miktarı sıcak ve kuru havalarda arttırılmalıdır.
    2) Böbrek iltihaplanmaları zamanında tedavi edilmelidir.
    3) Ağrılı işeme ve iltihaplı akıntılarda zamanında sağlık kuruluşlarına baş vurulmalıdır.
    4) Boğaz enfeksiyonlarında doktorun verdiği tedavi yarıda kesilmemeli, tam olarak kullanılmalı, tedavi sonunda kontrole gitmelidir.
    5) Her hastalıkta olduğu gibi korunma erken tanı ve tedavi çok önemlidir.

    G) İç Salgı Bezleri

    a) İç salgı bezi nedir ?
    Salgı bezlerine hormon denir. Bunların eksikliği veya fazlalığı önemli sağlık sorunlarına yol açar.Beynin alt bölümünde hipotalamus denilen ve hipofiz (pituiter) salgı bezi aracılığıyla diğer salgı bezlerini yönlendiren bir bölüm vardır.Bu, bir çok otomatik fonksiyonu da yönlendirir.ruhsal olaylarla yakın bir etkileşim içindedir.hipotalamus, salgılatıcı veya serbestleştirici faktör denen hormonlarla hipofizi kontrol eder.

    b) Hipofiz (pituiter) salgı bezi : İki ayrı bez olarak da ele alınabilir.
    1) Ön hipofiz hormonları : Burası diğer salgı bezleri kontrol eden hormonları salgılar.
    2) Arka hipofiz hormonları : İki tanedirler.Antidiüretik hormon böbreklere sıvı alımını, oksitosin ise düz kas kasılmasını kontrol eder.

    c) Böbrek üstü bezleri :Böbrek üstü bezi öz bölgesi adrenalin salgılar.Ruhi ve bedeni yüklenmelerde salgı artar.Kalp hızlanır, kan basıncı yükselir.Karaciğerin kana verdiği şeker miktarı artar.Bunun eksikliği ve fazlalığı da önemli sağlık sorunlarına yol açar.

    d) Tiroid salgı bezi : Vücut metabolizmasını düzenler.Genellikle tiroksin olarak bilinir.

    e) Paratiroid salgı bezi : Bu salgı bezleri parathormon ve tirokalsitonin denen iki hormon salgılar.Parathormon vücut kalsiyum ve fosfor dengesini sağlar.Yeterli kemik büyümesi ve kas kasılması için gereklidir.Parathormon veya kalsiyum azsa tetani denen durum ortaya çıkar.Bunda acil müdahale gerekir.Parathormon çok fazla ise kemiklerden çok fazla kalsiyum çekilir. Tirokalsi tonin kalsiyumun kemikte birikmesini kolaylaştırır.

    f) Pankreas adacıkları :İnsulin ve glukagon denilen hormonları salgılar.İnsulin, glikozun hücre içerisine girerek kullanılmasını kolaylaştırır.Eksikliğinde kanda glikoz ne kadar artarsa artsın hücreler alıp kullanamaz.Bu duruma şeker hastalığı (diyabet) denir. İdrarla şeker atılır.Çok su içme, çok yemek yeme gibi belirtileri vardır.Şeker hastalığı olan anneler doktora baş vurmalıdır. İnsulin hormonu çok fazla salgılanırsa bu kez kanda glikoz çok azalır.