Hz. Muhammedin Şeytanla konuşması

Konusu 'Hz.Muhammed (sav)' forumundadır ve HazaN tarafından 12 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. HazaN Admin Yönetici Admin



    Peygamber Efendimizin şeytanla yaptığı sohbet, Peygamberimizin şeytanla konuşması

    Seceret-ül Kevn’den (Muhîddin-i Arabî) îbni Abbas (R.A.) den naklen Muaz bin Cebel rivayet ediyor;
    Bir gün Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz Hz. Eyyüb El-Ensarî’nin evinde ashabi ile sohbet ederlerken, disaridan:
    - Ya Rasülullah! Görülecek, halledilecek bir isim var. Halli için içeriye girmeme müsaade buyurur musunuz? diye bir ses geldi. Bu sesi isiten Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz ashaba dönerek:
    - Bu sesin sahibinin kim oldugunu biliyor musunuz
    - Allah ve Rasülü en iyi bilendir. Sesin sahibinin kim oldugunu bilmiyoruz ya Rasûlullah! dediler. Efendimiz:
    - O, melûn îblîs’tir Allah’in laneti O’nun üzerine olsun, buyurunca
    Hz. Ömer (R.A.) hemen yerinden firlayarak:
    Ya Rasûlullah! izin veriniz. O’nu hemen öldüreyim, dedi.
    - Dur ya Ömer! Bilmez misin ki
    O’na belli hir vakte kadar mühlet verilmistir. Buna kimse muktedir degildir. Öldürmeyi aklindan çikar, dedikten sonra söyle buyurdu:
    - Kapiyi açin, gelsin. O, buraya gelmek için emir almistir. Söyleyecegi sözleri iyice anlamaya çalisiniz’.
    Rasûlüllah’in izni üzerine açilan kapidan melun îblîs içeri girdi. Gözleri yukari dogru açilmis, kafasi büyük bir fil kafasi gibi. sasi, köse bir ihtiyar görünümünde. îblîs:
    - Selam sana ya Muhammedi Selam size ey Peygamber ashabi! diye selam verdi. Iblîs’in selamini kimse almadi. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
    - Selam Allah’indir ey mel’un! buyurarak, bize niçin geldin ya laîn? diye sordu.
    Iblis:
    - Ben de buraya gelmekten çok rahatsiz oldum. Allah-u Teala’nin, bir melekle; "Habibim Muhammed’e (S.A.V.) zeliline bir sekilde gidecek ve insanlari nasil aldattigini anlatacaksin. Sana ne sorulursa dogru cevap vereceksin seklindeki emri üzerine buraya geldim." dedi.
    Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V.) Efendimiz.
    - Ya mel’un! Söyle bakalim. insanlar arasinda en çok sevmedigin kimdir? diye sordu,
    îblîs:
    - Sensin ya Muhammedi diye cevap verdi.
    Rasülüllah:
    - Benden sonra en çok kimleri sevmezsin? diye sordu,
    îblîs:
    - Adil devlet reislerini, ilmiyle amel eden alimi, Varligim Allah yoluna adayan müttakî genci.
    Sabirli olan fakiri ki, ihtiyacinı üç gün üst üste hiç kimseye anlatmaz, halinden kimseye sikayet etmez. Sükreden zengini ki, kazanci helal yoldandir ve Allah rizasi için harcar ,fakir ve yetimleri korur.
    Kur’ân-i hifzederek onunla amel edeni ve bes vakit Allah (c.c.) rizasi için ezan okuyan müezzini, Dinine bagli, daima abdestli olan zahidi ve kendini haramdan sakinan merhametli kalb sahibini; Helal yiyip cömert olan kisiyi ve Hakk için tevazu edip, ahlaki güzel olani; Herkes uyurken gece kalkip namaz kilani; Cemaatle namaz kilmaya çok istek ve dikkatli mü’mini kalbinde bir sey olmaksizin arkadaslarina nasihat verip, Allah’in (c.c.) tekeffül ettigini tasdik edeni; Ihlasli ve tesettüre riayet eden kadinlara yardimci olan kimseyi; ölüm her an gelecekmis gibi hazirlik yapan müslümani hiç sevmem. Bunlar benim can düsmanlarimdir, diye cevap verdi.
    Resülullah (S,A.V.) Efendimiz ile îblis arasinda su konusma geçti:
    - Ümmetim tadil-i erkan üzere namazini eda etse nasil olursun?
    - Beni bir sitma tutar, tir tir titrerim. Kul Allah için secde ettikçe bir derece yükselir.
    - Peki, oruç tuttuklari zaman?
    - Elim, ayagim baglanir. Ta onlar iftar edinceye kadar.
    - Kur’an okuduklari zaman?
    - Eririm. Suda eriyen tuz, ’Ateste eriyen kursun gibi.
    - Hacc etseler?
    - Boynuma bir zincir vurulur.
    - Sadaka verdikleri zaman nasil olursun?
    - Iste o zaman halim çok kötü olur. Sanki sadaka veren basimdan asagiya beni ikiye böler.
    Zira sadakada su hasletler vardir;
    Sadaka verenin mali bereketlenir. Allah-u Teala sadakalarim cehennemle arasinda perde yapar, her türlü belâ sıkıntı ve üzüntüleri ondan giderir, dualari makbul olur, Kiyamet günü hayirlari mizanda agir gelir.
    Iblîs’in bu sözlerinden sonra Resülüllah (S.A.V.) Efendimiz, ona sira ile su sorulan sordu.
    - Ya mel’un! Beraber oturdugun arkadasin kimlerdir?
    - Faiz yiyenler.
    - Dostlarin kimlerdir?
    - Zina edenler, yalan söyleyenler.
    - Yatak arkadaslarin ve hizmetçilerin kimlerdir?
    - Içki içenler, sarhoslar.
    - Misafirlerin kimlerdir?
    - Hirsizlar.
    - Elçîn ve habercilerin kimlerdir?
    - Sihirbazlar. .
    - Gözünün nuru nedir?
    - Talak’a (Karisini bosamak için) yemin edenler.
    - Sevgililerin kimlerdir?
    - Cuma namazini terkedenler.
    - Hazinedarin?
    - Zekat vermeyenler.
    - Peki, ya lain, senin kalbini ne kirar?
    - Allah rizasi için cihada giden atlarin kisnemesi.
    - Senin cismini ne eritir?
    - Günahlarina tövbe edenlerin tövbesi.
    - Cigerini parçalayan nedir?
    - Gece ve gündüz Allah’a çokça yapilan istigfar.
    - Peki, yüzünü ne kara eder?
    - Gizlice verilen sadaka.
    - Gözünü kör eden?
    - Teheccüd (gece) namazi.
    - Basinı egdiren?
    - Çokça cemaatle kilinan namaz ve sana devamli getirilen salavat.
    - Sana göre insanlarin en sevimlisi kimdir?
    - Namazlarim bilerek kasden birakanlar.
    - Sana göre insanlarin en sakîsi kimdir?
    - Cömertler.
    - Seni isinden ne alikoyar?
    - Alimlerin meclisleri.
    - Ebu Bekir için ne dersin?
    - Cahiliyyet devrinde bile bana itaat etmeyen O. Islam’a girdikten sonra mi itaat edip yalan söyleyecek?
    - Peki Ömer için ne dersin?
    - Her gördügüm yerde ondan kaçarim.
    - Peki Osman için?
    - O’ndan pek çok utanirim.
    - Peki ya Ali için ne dersin?
    - O’nunla basa çikamam! Beni kendi basima biraksa. Ben de O’nu biraksam. Ama O beni birakmaz.
    Resülüllah (S.A.V.) Iblîs’in bu sözlerinden sonra söyle buyurdu.
    - Allah’a hamdolsun. Ey sakî Ümmetimin saadete kavusmasi için ahiretine hazirlanmasini sagladin.
    Bunun üzerine Iblîs de söyle dedi:
    - Ya Muhammedi Ümmetinin saadeti için nasil ferah durursun? Ben o belli vakte kadar sag kaldıkça, onlarin kan damarlarinda dolasir, vesvese veririm. Beni yaratan Allah’a yemin ederim, ki, onlarin alim ve cahillerim, abid ve tacirlerini velhasil hepsini azdiririm. Yalniz Allah’in salih kullari müstesna. Iste onlari azdiramam.
    Rasülüllah (S.A.V.) Efendimiz:
    - Sana göre bu salih kullar kimlerdir. Ya Lain? diye sorunca Iblîs;
    - O salih kul ki mal ve parayi sevmez, medhedilmekten hoslanmaz, hemen onu birakir, kaçarim. Bir kimse ki mali, parayi ve övülmeyi sever, kalbi dünya arzularina baglidir. Iste o benim en itaatkar dostumdur.
    Sonra benim yetmisbin tane çocugum vardir. Onlarin her birini bir yere tayin etmisimdir. Her çocugumun da yetmisbin tane seytani vardir.
    Onlarin bir kismim ülemaya, bir kismim mesayiha, bir kismim ihtiyar kadinlara musallat etdim. Bir kismim gençlere ve çocuklara gönderdim. Gençlerle aramiz gayet iyidir. Çocuklarla da bizimkilerin istedikleri gibi oynarlar. Bir kismini da âbid ve zahidlere yolladim. Her taraflarindan hücum ederler. Öyle bir hale gelirler ki, baslarlar, çesitli sebeplerden herhangi birine sövmeye. Iste böylece ihlaslari gider. Yaptiklari ibadetleri ihlassiz olur. Fakat bu durumlarinin farkinda olamazlar.
    Rasûlallah (S.A.V.) ile iblis arasindaki konusma söyle devam etti:
    - Rabbinden neler taleb ettin?
    - On sey taleb ettim.
    - Nedir o taleb ettiklerin ey mel’ ün?
    - Sunlardir: Birincisi, Allah’tan beni, Adem ogullarinin malina ve evladina ortak etmesin! diledim. Bu ortaklik talebimi yerine getirdi. Ki bu (Onlarin mallarina ve çocuklarina ortak ol. Onlara vaad et. Halbuki seytan onlara aldatistan baska ne vaad eder "îsra: 64") ayet-i celîlesi ile sabittir.
    Besmelesiz kesilen her hayvanin etinden, faiz ve haram karisan her yemekten yerim. Seytandan, Allah’a siginilmayan malin da ortagiyim. Öyle ki, cinsî münasebet aninda besmele çekmeyip seytandan Allah’a siginmayan kimse ile birlikte, hanimi ile birlesirim. Ve o birlesmeden hâsil olan çocuk bize itaat eder, sözümüzü dinler.
    Her kim hayvana (veya vasitaya) binerken haram yola gitmeyi isteyerek binerse ben de onunla beraber binerim. Ona yol arkadasi olurum. Bu da ayet ile sabittir. Allah-u Teala bana su emri verdi: "Onlar üzerine suvalilerinle, piyadelerinle yaygara çikart. -îsra: 64-"
    Kendime kardesler istedim. Bana mallarim israf edenlerle, ma’siyet yoluna para harcayanlari verdi.
    Bu da su ayet-i celîle ile sabittir. "Çünkü (mallarini) saçip savuranlar seytanlarin kardesleri olmuslardir. Seytan ise Rabbine (karsi) çok nankördür.")
    Ben Adem ogullarini görebileyim, fakat onlar beni görmesinler diye, diledim. Allah kabul etti.
    Bunun üzerine Resülülah (S.A.V.) söyle buyurdu.
    - Eger bu söylediklerin! Allah’in (c.c.) Kitabindaki ayetlerle isbat etmeseydin seni tasdiklemezdim.
    Ya Muhammedi Ben hiç kimseyi azdirmaya, delalete düsürmeye kadir degilim. Ancak vesvese vererek kötü bir seyi güzel gösterebilirim. Eger delalete düsürmeye imkanim olsaydi, dünyada Allah’a ve Peygamberlerine inanan hiç bir insan birakmaz, hepsin! delalete ve küfre sürüklerdim.
    Nasil ki, sen de, hidayete kadir degilsin. Zira Sen ancak Allah’in Rasülüsün ve teblige memursun. Sayet hidayet elinde olsaydi yeryüzünde tek kafir birakmazdin.
    Sen, Allah’in mü’min kullari için bir hüccetsin... Ben de, kendisi için ezelde sekavet yazilan kimselere bir sebebim.