Gazneliler (969-1187) ile ilgili bilgi

'Genel Türk Tarihi' forumunda Ezlem tarafından 22 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Ezlem Üye


    Gazne Devleti
    Gazneliler devleti kuruluşu
    Gazneliler devleti çöküşü

    Gazneliler devleti​

    Gazneli Devleti (Farsça: غزنویان Ghazneviyān), 961 - 1187 yılları arasında Maveraünnehir, Hindistan'ın kuzeyi ve Horasan'da hüküm süren, memlûk kökenli (Türk) olduğu halde kültürel açıdan ve de facto olarak Fars hanedanlıklarının ardılı kabul edilen Türk-Fars-İslam devleti veya Türk-İslam devletiydi.Gazneliler adlarını başkent edindikleri, şu an Afganistan sınırları içinde bulunan, Gazne şehrinden almıştı. Gazne Devleti'nden önce bu topraklarda hüküm sürmüş olan Fars asıllı Samanîlerin siyasi ve kültürel etkisinden dolayı Gazneli Türkler, zaman içerisinde Farslaşmışlardır.

    Gaznelilerin kurucusu sayılan Alp Tegin, Samanîlerin ordu komutanlarındandı. Ancak, hanedanlığın tam anlamıyla kuruluşu, onun damadı Sebük Tigin döneminde gerçekleşmiştir. Sebük Tigin, Gazne şehrini başkent yaparak, Samanî sultanlarının egemenliğinden kurtulmuştur. Sebük Tegin'in oğlu Sultan Mahmut döneminde imparatorluğun sınırları Ceyhun'dan İndus Nehri'ne, oradan da Hint Okyanusu'na kadar uzandı ve Rey ve Hamedan'ı da kapsadı. I. Mesut döneminde Gaznelilere ait, köklü ve büyük toprakların bir kısmı kaybedilmiştir. Batı bölgelerinin neredeyse tamamı, Dandanakan Savaşı sonrasında Selçuklu Devleti'ne kaptırılmıştır ve elde Afganistan, Belucistan ve Pencap bölgeleri kalmıştı. Selçukluların 1157'de dağılması, Gaznelilere pek yarar sağlamadı. Bu karışık ortamdan güçlenerek çıkan Gurlular, 1151'de Behramşah'ı yenilgiye uğratarak Gazne'yi ele geçirdiler. Bundan sonra hükümdarlıklarını Lahor'a çekilerek devam ettiren ve İslam dinini Hindistan'ın içlerine kadar yaymış olan Gaznelilerin son hükümdarı Hüsrev Melik'in Gurlular tarafından 1186'da esir alınmasından sonra, Gazneliler'e kesin olarak son verilir.

    Gazneliler Kökeni

    Gazneliler Devleti'nden önce de Afganistan'da Türk toplulukları bulunmaktaydı ve Gazneliler Devleti, büyük ölçüde bu topluluklara dayanarak kuruldu. Gazneli Devleti'nin kurucusu Sebük Tigin, köle olarak Samanîlerin yurduna gelince Müslüman olmuştur. O dönemde bir devletin millî kimliği, idarecilerine göre isim almaktaydı. Sebük Tigin'in Pend-Nâme'sine (öğüt kitabına) göre kendisi Türkistan'da "Barsahlılar" denen kabiledendir. Sebük Tigin, "Türk Köle" olarak Samanî Emiri Alp Tegin tarafından satın alınmıştır. Ebu'l Gazi Bahadır Han ise, Sultan Gazneli Mahmud'un babası Sebük Tegin'in kayı boyundan olduğunu belirtmiştir.

    Gazneliler Kuruluş dönemi

    Afganistan'da M.Ö. II. yüzyıldan itibaren çeşitli devletler kurulmuştur. Burada kurulan devletlerden biri olan Gazne Devleti, tarihi kaynaklarda, Yemînîler ve Sebükteginîler olarak da geçmektedir. Samanî Devleti'nin en parlak devrinde çok sayıda Türk, gruplar hâlinde Maveraünnehir yoluyla İslam dünyasına getirilmekteydi. Samanî Devleti'nin zayıflamaya başladığı sırada; Simcurîler, Kara Tegin İsficâbî ve Baytuz gibi Türk aile ve komutanlar Afganistan'ın çeşitli bölgelerinde hâkimiyet kurmuşlardı.

    İşte bu Türk komutanlarından biri de Gazne Devleti'ni kuracak olan Alp Tegin'dir.Tahminen 890-891 yıllarında[20] doğan Alp Tegin, Samanî emirine köle olarak satılmış ve onun hassa askerleri arasına dahil edilmiştir. Samanîlerin takdir ettikleri vasıflara sahip olmasından ötürü azat edildi ve kendisine bazı Samanî birliklerinin komutası verildi.Bundan sonra hâcibü'l-hüccâblığa (bütün saray idaresinin başı) yükselmiştir.


    Sarayda nüfuzunu arttıran Alp Tegin, 10 Şubat 961 tarihinde Samanî emiri tarafından en yüksek askeri makam olan "Horasan sipehsâlârlığı"na getirildi. Ayrıca, onun yerine hâcib olarak yine onun bir gulâmı getirilmesiyle saraydaki nüfuzunu devam ettirdi. Samanî Devleti'nin başına kimin geçeceği konusunda Alp Tegin'in etkili olması sonucu, Samanî sarayında Alp Tegin'in hâkimiyetinden ve her işe müdahale edişinden kurtulmak isteyen yeni bir grup ortaya çıktı. Samanî hanedan üyeleriyle ordu, Mansur bin Nuh'a sadakat yemini ederek, onu tahta geçirdiler. Alp Tegin ise kendi adayını zorla tahta çıkarmak için çaba göstermeye çalışsa da, askerlerine güvenmediğinden Buhara üzerine yürümekten vazgeçerek kendi has gulâmlarıyla beraber Belh'e çekildi ve bu şehri aldı. Alp Tegin'e karşı olanlar I. Mansur'u onu yakalamak için ordu göndermeye ikna ettiler. Alp Tegin, kendisine doğru gelen 16.000 kişilik orduya karşı harekete geçerek Belh ile Hulm arasındaki, "Hulm Geçidi"nde yer tuttu ve 3.000 kişilik ordusuyla muharebeyi Nisan-Mayıs 962'de kazandı ve Gazne'ye doğru yürüyerek 4 aylık bir çaba sonucunda 12 Ocak 963'te Gazne'yi ele geçirip, Gazne Devleti'nin temelini attı.[24]

    Alp Tegin, Hindistan'a seferler düzenlemeye başladığı sırada (13 Eylül 963) hayatını kaybetti.[25] Ölümünden sonra Gazne'de hâkimiyet kısa bir süre elden çıksa da yerine geçen oğlu Ebu İshak İbrahim, Samanî emirinin de yardımıyla şehri yeniden ele geçirdi. Ebu İshak İbrahim'in oğlu olmadığından, 12 Kasım 966'daki ölümünden sonra onun yerine Türk komutanlarından Bilge Tegin seçilip, Samanî Devleti'ne bağlılığını bildirdi.[26] Buhara'daki Samanî komutanlarından Fâik, bağımsız bırakılmış bu Türk topluluğunu egemenliği altına almak için bir ordu gönderse de, ordusu mağlup edildi ve bir daha Buhara'dan Gazne'ye saldırı olmadı.

    Bilge Tegin'in 975'te ölmesi üzerine tahta Alp Tegin'in diğer bir kölesi olan Böri Tegin geçti. Böri Tegin, halkla ters düşmesi üzerine 20 Nisan 977'de tahttan indirildi ve yerine Türk komutanları tarafından seçilen Sebük Tegin geldi. Sebük Tegin, görünüşte Samanîlerin bir valisi olarak hareket etmesine rağmen, bağımsız bir Gazne Devleti'nin temeli onun zamanında atılmıştı.[ Çok geçmeden Türklerin nüfuzu, Gazne'den Doğu Afganistan'daki Zabulistan bölgesine kadar yayıldı. Topraklarını; Toharistan, Zemindaver ve Belucistan'daki Kusdar bölgesine kadar genişletti. Müslümanlığın yayılmasını engelleyen Hinduşahî Racası'nı mağlup etti ve Kabil Nehri boyunca Peşaver'e kadar ilerledi. Türk komutanlarından Ebu Ali Simcûrî ve Fâik ittifakına karşı Samanî Emiri I. Mansur, 994'te Sebük Tegin'i yardıma çağırdı. Sebük Tegin ve oğlu Mahmut'un Horasan'a gelip isyancıları yenmesi üzerine Samanî emiri, Mahmut'a Seyfü'd-devle unvanı ve Horasan ordu komutanlığı verdi. Gazneli hâkimiyetini; Toharistan, Zabulistan, Gur ve Belucistan'a kadar taşıyan Sebük Tegin, Ağustos 997'de öldü.

    Sebük Tegin ölmeden önce küçük oğlu İsmail'in tahta geçmesini vasiyet etmesinden dolayı İsmail, babasının ölüm haberini aldıktan sonra Belh'e gelerek hükümdarlığını ilan etti. Nişabur'da bulunan Mahmut ise kudret ve tecrübe bakımından İsmail'den üstündü. Mahmut, İsmail'e kendisinin yaşça büyük olduğunu ve tahta geçmesi gerektiğini, İsmail'e de Belh ve Horasan eyaletlerinin yönetimini bırakmayı teklif ettiyse de, İsmail bunu kabul etmedi. İki kardeş arasında Mart 998 tarihinde yapılan muharebeyi Mahmud'un ordusu kazandı

    Selçuklular ile mücadele ve yıkılış

    Gazneli Muhammet, ikinci kez tahta geçtikten sonra hemen başkent Gazne'ye dönmemiş ve kışı Peşaver'de geçirmişti. Babasının ölüm ve amcasının tahta çıkış haberlerini alan Gazneli Mevdud, Gazne'ye geldi ve hükümdarlığını ilan etti. Bahar geldiği zaman da, amcası Gazneli Muhammet'in üzerine yürüdü. 8 Nisan 1041'de Celalabat'ta yapılan çarpışmayı Mevdud kazandı ve Gazneli Muhammet'le taraftarları öldürüldü.

    Gazneli Mevdud, Gazne Devleti'nde tam olarak hâkimiyet kuramamıştı, çünkü kardeşi Mevdud, Hindistan ordusuyla tahtı ele geçirmek için Gazne'ye yürümekteydi. Ancak, Mecdud 11 Ağustos 1041'de Lahor'daki çadırında ölü bulundu. Bu sayede hâkimiyetini tamamen ilah eden Mevdud, Sistan'da hâkimiyeti ele geçirmeye çalıştı. Ne var ki, tam anlamıyla başarılı olamadı. 1043-1044 yıllarında Hint racalar bir araya gelip isyan etse de bu isyan bastırıldı ve racalarla devletin arasının düzeltilmesi yönünde somut adımlar atıldı.

    Gaznelilerin Selçuklular karşısında kaybettikleri toprakları geri almak isteyen Mevdud, Çağrı Bey'in kızıyla evli olmasına rağmen, Çağrı Bey'in hastalanmasını fırsat bilerek Horasan'a bir ordu yolladı. Bunun üzerine Çağrı Bey'in görevlendirdiği Alp Arslan, Ağustos-Eylül 1043'te Gazne ordusuna saldırdı ve birçok ganimetle babası Çağrı Bey'in yanına döndü. Selçukluları tek başına yenemeyeceğini anlayan Gazneli Mevdud, bir takım ittifak arayışlarına girdiyse de, hastalığı buna izin vermedi ve 18 Aralık 1049'da hayatını kaybetti.

    Gazneli Mevdud'un ölümünden sonra yerine geçen Gazneli II. Mesut, Mevdud'un Çağrı Bey'in kızıyla olan evliliğinden doğmuştu. Onun küçük yaşından dolayı, kısa saltanatındaki devlet işleriyle annesi ilgilenmişti. Devletin ileri gelenleri II. Mesut'u 29 Aralık 1049'da tahttan indirerek yerine Sultan Ali'yi geçirdiler. Ali, tahta geçtikten sonra, amcası Abdürreşit'i hapsettirmiş ve vezirinin komuta ettiği bir orduyu orduyu Sistan'a göndermişti. Vezir ise, hanedanın en yaşlı üyesi olan Abdürreşit bin Mahmut'u hapisten çıkarıp onu sultan ilan etti. Ordunun amcasının elinde olduğunu gören Sultan Ali kaçmaya çalıştı ama yakalanarak hapsedildi.[79] 24 Ocak 1050'de Gazne tahtına oturan Abdürreşit, Gaznelilerin Hindistan'daki durumunu sağlamlaştırmaya çalıştı. Abdürreşit, başkomutan tayin ettiği Tuğrul Bozan'a Selçukluları durdurma görevi vermişti. Tuğrul Bozan, 1051'de Selçukluları mağlup etti ve Sistan'ı ele geçirdi. Sonra Gazne'ye yürüyen Tuğrul Bozan, Sultan Abdürreşit ve on bir şehzadeyi öldürerek tahtı ele geçirdi. Bu katliamdan Ferruhzad, İbrahim ve Şücâ adlı şehzadeler kurtulabildi.[80] Gazneli Sultan Mesut'un gulâmlarından birinin Tuğrul Bozan'ı hançerleyince, sağ kalan üç şehzade de kurtulmuş oldu. Bundan sonra Gazneli komutanlar bir araya geldiler ve sultanlık için Şehzade Ferruhzad'ı seçtiler. Bir soruşturma açılarak, Sultan Abdürreşit'in öldürülmesinde rol oynayan kişiler bulundu ve öldürüldü.
    1071'de Selçuklu-Gazneli sınırı

    Sultan Ferruhzad, saltanat değişikliğini öğrenen ve Gazne'ye yürüyen Selçukluları bozguna uğrattı; Çağrı Bey, Horasan'a çekildi. Büyük bir Gazneli ordusunun Selçuklu ordusunu Toharistan'da mağlup etmesi üzerine Gaznelilere saldırmak için babasından izin alan Alp Arslan, 1053'te Gaznelileri yenilgiye uğrattı. Sultan Ferruhzad'ın 4 Nisan 1059'da ölünce yerine kardeşi İbrahim bin Mesut geçti.

    İbrahim'in sultan olmasıyla uzun bir süre devam eden Gazneli-Selçuklu mücadelesine, 1059'da yapılan bir barış antlaşmasıyla son verildi. İki taraf arasındaki sınır, Afganistan'ın kuzeyindeki Hindukuş Dağları olarak belirlendi. İbrahim, bu sakin devreden yararlanıp ülkeyi düzene sokmaya çalıştı. Ancak, 24 Kasım 1072'de Alp Arslan'ın ölümünden sonra, yerine Melikşah geçince ilişkiler yeniden bozuldu. Sultan İbrahim de ataları gibi Hindistan'a seferler düzenledi. 1079-1080 yılları arasında bazı kaleleri alan İbrahim bin Mesut, Gurlular ile de mücadele ederek, onlar karşısında üstünlük sağladı. İbrahim, Eylül-Ekim 1099'da öldü ve yerine oğullarından Gazneli III. Mesut geçti. III. Mesut, Sultan Melikşah'ın kızıyla evliydi. Hindistan'da birtakım başarılar elde eden III. Mesut, Şubat-Mart 1115'te 54 yaşında öldü ve yerine oğlu Şirzad geçti. Kısa bir süre tahtta kalan Şirzad, kardeşi Arslanşah tarafından tahttan uzaklaştırıldı ve öldürüldü. Bu taht mücadelesinde Arslanşah'ın Şirzad dışındaki kardeşlerinden de bazıları öldürüldü, bazıları da tutuklandı. Bunlardan sadece Behramşah kurtulabilmişti.
    1100 yılında Avrasya ve Gaznelilerin çöküşü.

    Behramşah, Selçuk Sultanı Melik Sencer'le iyi ilişkiler kurarak onu, Arslanşah'a karşı savaşmaya ikna etti. Melik Sencer, 25 Şubat 1117'de Gazne'ye girdi ve Behramşah'ı tahta geçirdi. Daha sonra Melik Sencer'le Behramşah bir antlaşmaya vardılar. Buna göre, Behramşah hutbeyi sırasıyla önce Abbasi halifesi, Selçuklu sultanı Muhammet Tapar ve Melik Sencer adına, sonra da kendi ismine okutmayı, ayrıca Sencer'e yıllık vergi ödemeyi kabul etti. Arslanşah, Melik Sencer'in Gazne'den ayrılmasını fırsat bilerek saldırsa da, Melik Sencer'den yardım alan Behramşah'ı yenemedi ve Eylül-Ekim 1118'de öldürüldü. Hindistan valisinin 1119'da isyan etmesi üzerine harekete geçen Behramşah, onu ve 17 oğlunu öldürerek Hindistan'da egemenliğini sağlamlaştırdı. Behramşah, Sultan Sencer'in itaatinden çıkınca, 1135'te Sultan Ahmet Sencer Gazne'ye geldi. Behramşah Hindistan'a kaçtı, Ahmet Sencer de, devlet hazinesine el koydu. Behramşah ancak ona tekrar itaatini bildirerek tekrar tahta oturabildi.

    Gurlularda yaşanan bir taht mücadelesi sonrası, Gazne'ye sığınan Gurlu bir hükümdarın şaibeli bir şekilde ölmesi üzerine Gurlular, Gazneliler ile ilişkilerini bozdular ve Eylül-Ekim 1148'de Gazne'yi ele geçirdiler. Gazne halkının şehirden uzaklaşan Behramşah'a gizli mektuplar gönderip Gazne'yi alması yönünde isteklerde bulununca harekete geçen Behramşah, tekrar yenilgiye uğradı ve Hindistan'a kaçtı. 1151'de ise Gurlular, Gazne'de büyük bir tahribat yaptılar. 24 Haziran 1152'de Sultan Sencer tarafından yenilgiye uğratılan Gurluların Gazne'den çekilince Behramşah şehre geri geldi. Behramşah 1157 yılı başlarında Gazne'de öldü. Yerine oğlu Hüsrevşah geçti. Sultan Sencer, Oğuzlar tarafından esir edilince, Gurlular harekete geçtiler ve 1157'de bazı Gazne şehirlerini ele geçirdiler. Bundan sonra başkentlerini Lahor'da yaşatabilen Gaznelilerin son hükümdarı olan Hüsrevşah'ın oğlu Hüsrev Melik, Pencap çevresinde hüküm sürdü. Gurlular, 1186'da Hüsrev Melik'i ve oğullarını esir alarak, Gazne Devleti'ne son verdi.

    Gazneli sultanları

    Samanî Devleti'nin dağılma ve saray isyanları devresinde durumdan yararlanarak ortaya çıkan bir hanedanlıktır.

    * Alp Tegin (961-963)
    * Ebu İshak İbrahim (963-966)
    * Bilge Tigin (966-975)
    * Böri Tigin (975-977)
    * Sebük Tigin (977-997)
    * İsmail (997-998)
    * Mahmut (998-1030)
    * Muhammet (1030-1031)
    * I. Mesut (1031–1041)
    * Muhammet (ikinci kez) (1041)
    * Mevdud (1041-1049)
    * II. Mesut (1049)
    * Ali (1050)
    * Abdürreşit (1050-1052)
    * Tuğrul Bozan (1052)
    * Ferruhzad (1052-1059)
    * İbrahim (1059-1099)
    * III. Mesut (1099-1115)
    * Şirzad (1115-1116)
    * Arslanşah (1116-1117)
    * Behramşah (1117-1157)
    * Hüsrevşah (1157-1160)
    * Hüsrev Melik (1160-1186)