Doğrulukla İlgili Hikaye - Doğruluk İle İlgili Hikayeler

'Hikayeler' forumunda YAREN tarafından 3 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu

  1. YAREN Üye


    Doğrulukla ilgili hikaye örneği,
    Doğruluk konulu hikaye,
    Doğrulukla ilgili hikayeler,


    Doğruluk Güzel Bir Erdemdir


    On bir yaşındaydı ve New Hampshire gölünün ortasındaki adadaki evlerinde ne zaman eline bir fırsat geçse hemen balığa giderdi

    Levrek avı yasağının kalkmasından bir gün önce, babasıyla akşamın ilk saatlerinde küçük güneş balıklarından yakaladı Sonra oltasına yem takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı

    Yem suya değdiği zaman gün batımında suda altın haleleler oluşturmuş, daha sonra gölün üzerinde ay doğmuştu Oltasının hızla çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir balık geldiğini anladı Babası oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi

    Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudan çıkardı O güne kadar gördüğü en büyük balıktı, bir levrek; ama av yasağının kalkmasına sadece saatler kalmıştı

    Baba oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl ışıl parlıyordu Babası bir kibrit yakıp saatine baktı Saat on olmuştu Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı

    Önce balığa, sonra oğluna baktı

    "Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum," dedi

    "Baba!" diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle

    "Başka balıklar da var," dedi babası

    "Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil!" dedi çocuk

    Göle şöyle bir göz attı Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu Babasının yüzüne baktı bu kez Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına, kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin olanaksız olmasına karşın, babasının sesinden bu konuda hiçbir ödün vermeyeceğini anlamıştı

    Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına bıraktı Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu

    Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamayacağından emindi

    Bu olay bundan tam otuz dört yıl önce oldu Bugün o çocuk New York City'nin ünlü mimarlarındandır Babasının küçük evi hâlâ o adadadır Oğlunu ve kızlarını hâlâ o adadaki küçük eve balık tutmaya götürür

    Çocuk haklıydı Bir daha o kadar büyük bir balık tutamadı

    Fakat değerler konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep o balığı gözünün önüne getirir

    Babasından öğrendiği gibi değerler doğru ile yanlışın ne olduğu konusunda çok basit bir konudur Güç olan yalnızca değerlerin uygulanabilmesidir

    Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabiliyor muyuz? Evet, küçüklüğümüzde bizlere balığı suya geri bırakmak öğretilseydi, doğru olanı yapabilirdik Çünkü gerçeğin ve doğrunun ne olduğunu öğrenmiş olurduk

    Doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki canlılığını hiçbir zaman yitirmez Bu anıyı dostlarımıza ve torunlarımıza göğsümüz kabara kabara anlatırız

    Fırsatlardan yararlanmak değil, doğru olanı yapmaktır önemli olan
     

  2. YAREN Üye

    Cevap: Doğrulukla İlgili Hikaye - Doğruluk İle İlgili Hikayeler

    Doğruluk

    Adam, Kabe'nin kapısında hep aynı duayı okuyordu: - Ey doğrulara yardım eden, haramdan kaçınanları koruyan! Ona 'Sen başka dua bilmez misin?' dediler O şöyle açıklama yaptı bu duayı tekrar etme sebebi olarak: - Ben Beyt-i Şerif'i tavaf ederken ayağıma takılan şeyi eğilip aldım Bir de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese Şeytanımla imanım mücadeleye tutuştular 'Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını karşılar' dedi şeytanım İmanım ise, 'Bu haramdır, boşuna saklama, sahibini bul, teslim et' dedi Ben böyle mücadele içinde iken birinin sesi duyuldu - Burada içinde bin altınım bulunan kesem kaybolmuştur Kim buldu ise versin, ona otuz altın müjde vereyim
    Bin haramdan, otuz helal hayırlıdır, diyerek keseyi sahibine teslim ettim O da bana otuz altın verdi Bunu alıp bakırcılar çarşısında gezerken bir Arap kölenin bu paraya satıldığını görünce hemen satın aldım Bir müddet sonra bu kölenin yanına bir kısım Araplar gelip gizlice konuşmaya başladırlar Köleden ne konuştuklarını sordum Saklamayıp aynen anlattı: - Ben Mağrip sultanının oğluyum Babam, Habeş melikiyle cenk edip savaşı kaybetti, beni de esir alıp buralarda sattılar Babam bunları göndermiş, elli bin altın da vermiş ki, beni satın alıp götürsünler Sen bana çok iyilik ettin, kendi evladın gibi baktın Bundan dolayı memnun oldum Bunlar beni satın alacaklar sakın az altına razı olma, elli bin altına sat beni Dediği gibi oldu Elli bin altına sattım köleyi Bu kadar büyük sermaye ile bir kısım mallar alıp Bağdat'a gittim Orada açtığım dükkanda mallarımı satıyordum Bir tanıdığım gelip, 'Meşhur tüccar dostum vefat etti, ay gibi güzel kızcağızı yetim kaldı gel bunu sana alalım' dedi Ben de kabul ettim Çeyiz olarak birtakım tabakların üzerinde içi altın dolu keseler vardı Hepsinin üzerinde de biner altın yazılı iken birinin üzerinde dokuz yüz yetmiş altın yazılıydı Bunun sebebini sorduğumda kızcağız dedi ki: - Babam bu keseyi Harem-i Şerif'te kaybetmiş, bulan bir helalzade keseyi verince otuz altını ona müjde vermiş, geride kalan altındır içindeki, bunun üzerine ben Allah'a hamd ve şükürde bulundum, bunlar hep doğruluğun, iyiliğin bereketi, diyerek olayı kızcağıza anlattım Mutluluğumuz daha da perçinlenmiş oldu!