Çalgı toplulukları resimli - çalgı aletleri resimli

'Medya Takip' forumunda HazaN tarafından 16 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu

  1. HazaN Admin Site Yetkilisi Admin


    Çalgı toplulukları nelerdir
    Çalgı toplulukları türleri
    Çalgı toplulukları hakkında bilgi


    YAYLI ÇALGI TOPLULUKLARI​


    KEMAN: Bizdeki "keman" adı kıdemli isimlerden biridir Doğu memleketlerinden, ilk defa İstanbul'da viyolona izafe edilmişti Bizden Romanya, Mısır, Bağdat gibi eski serhatlara yayılmış olduğu halde, keman kelimesinin asıl sahibi olan İranlılar viyolona hiçbir zaman "keman" dememişlerdir!
    Viyolon'un ceddi eski İtalyan "viola"ları ailesindendi İtalyan ifadesiyle "piccolo violino alla francese", yani "Frenk işi küçük keman" o aileye gelip iltihak etmişti İşte, sonraları şöhreti cihanı tutan, ünü her yöne yayılan viyolon o küçük Fransız kemanından çıkarak XVII Yüzyılda kompozitör Lully eliyle Paris'in Krallık Mûsikî Akademisi'ne alındı
    XVII ve XVIII yüzyılların eski usûl saz yapımcıları bazı viol'lerin üst ve sapın tepe kısımlarına çiçek kabartmacıkları işlerlerdi İtalyanca'da "viola" çiçek, hercai menekşe, kimi de sadece menekşe demektir Viyola kelimesinin ve hatta sonraki viyolon adının çiçek anlamlı bu kelimeden, o oymacılık dolayısıyla hatıra kaldığını tahmin edenler bulunmuştu Kemanın tarihinden keman okullarıyla edebiyatı için Galata'nın Venedikli, Marsilyalı mahallelerinde klavsen, viyola ve lavta gibi batı aletlerinin XVII yüzyılda aile toplantılarında daima kullanıldığı pek tabiî idi O yüzyılda Türkler yaylı saz olarak yalnız ıklığ çalıyor ve ârifân buna Farsça'dan "kemançe" veya "rebab" demeyi nadiren tercih ediyorlardı Keman ismi, henüz çoğunlukla buna sürtülen yayın Farsça adı olarak muteberdi, çalana da kemanî deniliyordu Keman adında müstakil ve farklı bir Türk yaylı sazı o asırda ayrıca yoktu Fakat, Evliya Çelebi ve hatta Demetrius Kantemiroğlu zamanlarında durum bu merkezde iken, XVIII yüzyıl başlangıçlarında Türk heveskârları da batı yaylı sazlarıyla ilgilenmeye başladılar Kremonalı ustaların el işleri artık bütün güzellikleriyle altın devrindeydi, bizde de uyanan rağbette bu üstünlüğün âmil olduğu şüphesizdi Avrupa'dan gelen işte bu yaylı sazlara, gövdeleri yerli kemençeden iri olduğu için, ilk defa olarak keman ve arşeye yay demeye başlamış olduk Günün bir Avrupalı yazarınca not edildiğine göre; batı kemanını 1740 yıllarında Saray faslında ilk defa Corci isimli bir Rum kemanî kullanmıştır
    [​IMG]


    VİYOLA : Batı dillerin çoğunda bu saza -ikinci ad olarak ve bazen tercihen bile- alto da denir Biz yalnız viyola diyoruz Yayli sazlar familyasinin bir üyesi Biçim olarak kemana oldukça benzer “viola” ile karıştırılmamalıdır Kemanın abisi niteliği taşır Daha tok ve pes bir sesi vardır

    [​IMG]

    VİYOLONSEL (ÇELLO): Telli basso, basso keman Telli ve yaylı sazlar ailesindendir Eski İtalyan viola da gamba (bacak viyolası)'nın gelişmiş şeklidir Dört telinin düzeni altonun telleri gibidir; do, sol, re, la Fakat, altonun telleri viyolonselden bir oktav ince seslere göre düzenlidir Viyolonselin ses kalınlığını gövdesinin iriliği mümkün kılmıştır Fransız operasının orkestrasında 1740'da alındı Notası 4 fa anahtarıyla yazılır Genişliği, fa anahtarlı dizeğin alt tarafındaki kalın do notasından, sol anahtarlı dizeğin üst tarafındaki sol notasına kadardır 4 do anahtarını ve ince seslerde sol anahtarını kullanır Viyolonsel, senfoni orkestrasında, kuartet ve triyosunda veya piyanolu triyoda, kentette ve genel olarak oda mûsikîsinde, eşlikli ve eşliksiz solo saz olarak kullanılır Literatürü zengincedir, nefis konçertolara sahiptir
    [​IMG]

    KONTRBAS : Telli ve yaylı sazların en büyüğüdür Orkestra müziğinde armoni çatısının en kaba notalarını çalar Viyolonsel sesinin ve yazılı notalarının alt oktavındaki sesleri verir Fa anahtarıyla yazılır Dört teli açıkken mi, la, re, sol düzenindedir Genişliği, 4 fa anahtarlı dizeğin alt mi notasından, aynı anahtarlı dizeğin üst taraftan la notasına kadardır Yazılışının bir oktav alt tarafından seslenir Eski zamanda, "violone" denilen viol kontrbassosu vardı (Viyolon'dan tefrik için adının sonunda "e" bulunur ve viyolone telâffuz edilirdi) XVII yüzyıldaki ilk kontrbassoların dört teli başka türlü düzenlenirdi Bir ara üç teli olanları da yapılarak farklı düzenlerle epey zaman kısmen kullanıldı İngiltere, Almanya ve diğer memleketlerde 5 tellisine de rastlanır Yukarıda bahsettiğimiz "contrabassa di viola" (viyolone) gayet iri viola di gamba olup ondan bir oktav kalın düzenlenirdi XVIII yüzyılda, kontrbas olmayan yerlerde onun rolünü oynatmakta devam etmişti
    [​IMG]

    KEMENÇE: İlkçağ medeniyetleri yaylı saz kullanmamışlardır Bizans İmparatorluğu'nun da külliyen meçhulü kalmıştı Asya'da gün görüp, Selçuklularla Anadolu'ya intikal etti İlk Oğuz yaylı sazına XII ve XIII yüzyıllarda münhasıran Türkçe olarak Iklığ denildiği biliniyor En eski Anadolu metinlerinde yalnız bu isim var, fakat "kemançe" ilk ağızda yoktur Buna karşılık Farsça'nın Bahr-ül Garâib gibi en eski ferhenklerinin Farsça metinlerinde ne Gıcak, ne de Iklığ katiyen yok, fakat "kemençe" ve "kemane" mevcuttur Iklığ Farsça metinlere hiçbir zaman girmemiş Gıcak zamanla girmiştir Esasen ıklığ adı oklu (oku olan) demek olduğu için, kemançe adı da ondan çevrilmişe benzemektedir Daha eski metinler bulunmadığı taktirde, yukarıdaki açık durumlardan "yaylı sazın Anadolu'da olduğu gibi İran'da da Selçuklular eliyle tanıtıldığı ve İç Asya'dan getirildiği" kabul edilebiliyor
    "Kemençe" adının Anadolu'da (ıklığ isminin anlamdaşlığında) XV Yüzyıl sonlarından itibaren tedricen kullanılır olduğu muhakkaktır Fakat önce nerede revaç bulduğu kestirilemiyor Asya'nın Türkçelerinde kemençe adı ne dün, ne de bugün yer bulmamıştır Oralarda gıcık onomatopesi, ıklık adından daha dayanıklı kalabilmiştir Araplar en eski tip Asya yaylı sazını (Farsça kemançe adıyla) İran'dan edinmişlerdir
    Aletin "deri kaplı yarım Hindistan cevizinden ibaret" içi oyuk gövdesinin üst kenarın diklemesine bir sap, onun alttan mukabil kenarına da aynı istikamette bir ayak çubuğu takılıdır Kemancı o çubuğu yere dayayıp sazı viyolonsel gibi tutar ve yayla çalar Şekli ve kirişler sayısı az çok değişikliğe uğramakla beraber, hep aynı saz bahis mevzuu idi (2 ile 4 sayıda kıl teller)
    Avrupa'nın Ortaçağ yaylı sazlarını XVII yüzyıl sonlarında, önce Anadolu ve oradan Mısırlılar tanıdılar Bunlara da bizler kemençe dedikse de Araplar -kelimeye Avrupa'yı kasteden coğrafi bir izafe katarak- bu sonra gelenlere kemançe-i rumî demişlerdi "Roma kemençesi veya Balkan kemanı" demek istemişlerdi
    Karadeniz kemençemiz XVI yüzyılın "Macar hegedü" kemanıyla birdir Armudi şekilli kemençe İstanbul'a geçen asırda Lehistan taraflarından inmişti Bu, tellerine tırnak yüzleriyle dayatılarak perdelenir
    Üst üste gelen batı keman çeşitleri XVIII yüzyılda doğu yaylı sazını şehirlerde nihayet rağbetten düşürttü Bütün doğunun folklorunda hâlâ hatıraları yaşıyor ve yer yer kullanıldığı oluyor
    Farsça "keman" kelimesinin aslı iğilmek anlamına "hemiden" fiilinden olup, mukavves yay demektir Küçük mühürcü ve çıkırıkçı yaylarına kemançe derlerdi Kelimenin küçültme şekli burada kalmadır İsim zamanla sazın kendisine de alem oldu
    "Karadeniz kemençesi" izafeti şimdiki bölgelenişe göredir Yoksa, alet, ilk ithal çağında İç Anadolu, Mısır ve İran'da da önem kazanmıştı Chardin, kemandan başka bu torba kemancıklarına (pochettes) İran'da şahit olmuştu Kırım Kafkasya'da da rağbet gördü Besarabya Gagavuzları'nın "Kovuş" (Kovuz?) dediği kemençeyle kısmen andırışlıdır Fakat, çalınırken, bizdekinin tutuluşu ıklık tipinin çalınışı gibi aşağı doğrudur Macar hegedüsü veya Gagavuz kovuşu gibi göğüse dayatılarak kullanılmaz Kısaca, bizdeki tahta kemençeler, Ortaçağ sonları Avrupa halk yaylı sazlarından alınma ve kalmadır
    [​IMG]

    KABAK KEMANE: Yaylı bir Türk Halk çalgısıdır Yörelere ve biçimlerine göre farklılık göstermektedir Kabak, Kemane, Iklığ, Kabak, Rabab, Hatay ilinde Hegit, Güneydoğu'da Rubaba, Azerbeycan'da Kemança ve Orta Asya Türklerinde Gıcak, Gıccek veya Gıjek adıyla bilinen bu çalgıların aynı kökten oldukları bilinmektedir
    Tekne kısmı genellikle su kabağından yapılmaktadır Ayrıca ağaçtan yapılanı da yaygındır Sap kısmı sert ağaçlardan yapılmaktadır Tekne kısmının altında ağaçtan veya metalden yapılmış mil vardır Bu mil diz üzerine konur ve çalgının sağa sola hareketi sağlanır Yay ise bir çubuğun bir ucundan diğer ucuna at kuyruğunun kıllarının bağlanması ile yapılmaktadır Kabak kemaneye önceleri bağırsaktan yapılan Kiriş adı verilen teller takılırken günümüzde madeni teller kullanılmaktadır
    Kabak kemane perdesiz bir çalgı olup her türlü kromatik ses rahatlıkla elde edilebilmektedir Sesi uzun çalma özelliğine sahiptir ve Legato, Staccato ve Pizzicato çalışlar yapılabilmektedir
    [​IMG]

    YAYLI TAMBUR: Uzun saplı, gövdesi neredeyse tam bir yarımküre olan, 8 telli, yayla veya mızrapla çalınan bir klasik türk müziği enstrumanı Eserler en alttaki yegah teliyle çalınır, diğer teller ahenk için kullanılır Ayrıca tanbur diyenler de vardır Bu aleti çalana tamburi denilir

    [​IMG]