Atatürk'ün İleri görüşlülüğü

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda Aysell tarafından 26 Kasım 2009 tarihinde açılan konu

  1. Aysell Üye


    Atatürk ve ileri görüşlülüğü
    atatürkün ileri görüşlülüğü
    Atatürkün ileri görüşlülüğüyle ilgili sözler


    Atatürk'ün önemli özelliklerinden biri de ileri görüşlü olmasıdır. Başarılı bir devlet adamı ve komutan olarak ileriyi görme özelliğini kullanan Atatürk, o dönemde pek çok kişinin farkında olmadığı bazı gerçekleri sezmiş, hedeflerini ve tedbirlerini bunlara göre oluşturmuştur. Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi kâfi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lâzımdır sözü; onun ileri görüşlü bir lider olma özelliğini layıkıyla taşıdığının bir göstergesidir. Onun bu özelliği, pek çok yabancı devlet adamının da takdirini kazanmış,tarih boyunca, adındanövgüyle söz edilmesini sağlamıştır. ABD eski Başkanı John F. Kennedy nin, Atatürk için söylediği şu sözler dikkat çekicidir:Atatürk adı insana bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk Milletine ilham veren önderliğini, modern dünyayı anlayışındaki ileri görüşlülüğü ve bir askeri önder olarak kudret ve cesaretini hatırlatmaktadır. Şüphesiz ki, Türkiye Cumhuriyeti nin doğuşu ve o zamandan beri Atatürk ün ve Türkiye nin giriştiği derin ve geniş devrimler kadar bir milletin kendisine olan güvenini daha başarı ile belirten bir başka örnek gösterilemez.

    Atatürk, ileri görüşlülüğü ile Türkiye nin gelecekte karşılaşabileceği sorunları görmüş, bu konuda Türk Milletine uyarılarda bulunmuştur. Bunun en güzel örneği, gençliğe seslendiği sözlerinde gizlidir. O, Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden önce Türkiye nin geleceğine, kendi benliğine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmenin gerekliliği öğretilmelidir. diyerek, bağımsızlığımıza göz dikenlerle mücadeleye girişmekten çekinmememiz gerektiğini vurgulamıştır. Atatürk, bu mücadelede, Türk gençliğinin nelere dikkat etmesi gerektiğini şu sözleriyle açıklamıştır: Bir gün İstiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

    Türk Milleti nin Kurtuluşunu Sağlayan Önsezi ve Eylemleri Çanakkale Savaşı nın sonunda Albay olan Büyük Önder in, taarruz gücünü kaybeden düşmanın çekilme niyetinde olduğunu keşfetmesi, ve bütün cephede son ve kesin taarruzun yapılmasını istemesi, bu savaşın kazanılmasında çok önemli bir etkendir. Bu ve bunun gibi pek çok örnek, Milli Mücadele döneminde, Atatürk ün ileri görüşlülüğü ile aldığı kararların hayati önem taşıdığını göstermektedir. Bu kararlar sayesinde Türk milleti, Atatürk ün önderliğinde büyük zaferler kazanmıştır. Atatürk ün ileri görüşlülüğü, yalnızca Milli Mücadele döneminde yaşananlardan değil, mücadelenin öncesinde ve sonrasında gerçekleşen olaylardan da rahatlıkla anlaşılabilir.

    Atatürk, Birinci Dünya Savaşı ile ilgili önsezileriyle, savaşın aleyhimizde sona ereceğini tahmin etmiş, bu nedenle Türk topraklarının kurtuluşu için alınacak tedbirleri düşünmüştür. O dönemde Atatürk, Suriye cephesinde, Yedinci Ordu Kumandanı dır. Antep e gitmekte olan Ali Cenani Bey e : ... Teşkilatlanın. Milli bir kuvvet meydana getirin, kendinizi savunun, ben istediğiniz silahı veririm diyerek, alınacak önlemleri belirtmiştir. Atatürk ün ileri görüşlülüğünün bir diğer örneği ise, İkinci Dünya Savaşı nın patlak vereceği yönündeki açıklamalarıdır. Atatürk, 1932 yılında, ünlü Amerikan generali Mac Arthur ile yaptığı görüşmede; dünyanın, özellikle de Avrupa devletlerinin her an bir savaşın içine girebileceğini belirtirken, Almanlar kendilerini siyasi bir akıma kaptırırlarsa 1940-1945 yılları arasında savaşırlar. Bu savaş çok kanlı olur, ancak Amerika müdahele ederse biter, bu savaşın esas galibi ise Rusya olur diyerek görüşünü bildirmiştir.

    Söylediklerinin birer birer gerçekleşmiş olması, Atatürk ün ne kadar iyi bir lider olduğunun göstergesidir. Çünkü o, yalnızca kendi ülkesinin değil tüm ülkelerin siyasi ve askeri durumunu analiz ederek bu sonuçlara ulaşmış; ileri görüşlü olmanın bir lider ve bir komutan için ne kadar önemli bir vasıf olduğunu bizlere göstermiştir. Bu görüşmedeki diğer konuşmalar da dikkat çekicidir: ... Fransızlar artık güçlü bir orduyu kurmak yeteneğinden yoksundurlar. İngilizler bundan böyle adalarının savunmaları için Fransızlara güvenemezler. İtalyanlar savaşın dışında kalabilecek olsalar, savaş sonrası barışta önemli bir rol oynayabilirler. Ama, Musollini nin ihtirası yüzünden bunu yapamayacaklardır. Böylece Almanlar, İngiltere ve Rusya dışında bütün Avrupa yı işgal edeceklerdir.

    Dönemin Ekonomik Şartlarını İyi Tespit Ederek Geleceğe Yönelik Tedbirler Alması Tam bağımsızlık için gerekli olan kural, milli egemenliğin sağlanmasıdır. Atatürk e göre bu hedefler, yalnızca kağıt üzerindeki prensiplerle, kanun maddeleriyle ve hırslarla, arzularla elde edilemez. Bu hedefleri tam olarak gerçekleştirebilmek için en kuvvetli temellerden biri ekonomidir. Atatürk e göre siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferler ile taçlandırılamazlarsa elde edilen zaferler kalıcı olamaz; kısa zamanda sönerler. Bu nedenle, parlak zaferlerimizin sağladığı ve sağlamaya devam edeceği faydalı sonuçlardan yararlanabilmek için ekonomimizin, ekonomik egemenliğimizin oluşturulması, güçlendirilmesi ve genişletilmesi gerekir. Bu nedenle Atatürk daha önce bahsettiğimiz gibi, ekonomi alanında kalıcı birçok devrim yapmış ve bunları hiç vakit kaybetmeden uygulamaya koymuştur.

    Atatürk, bir konuşmasında, ekonominin bir ülkenin yönetimi için ne kadar önemli olduğunu şu sözleriyle vurguluyordu: Ekonomi demek her şey demektir. Yaşamak için, mutlu olmak için, insanın varlığı için ne gerekiyorsa bunların hepsi demektir. Kemal Atatürk, ekonomik başarılara imza atmanın yolunun, genç kuşakların en iyi şekilde yetiştirilmesinden geçtiğini de şu sözleriyle dile getirmiştir: Bu durumda, çocuklarımızı buna uygun şekilde eğitmeliyiz, onlara buna uygun ilim ve irfan vermeliyiz ki, ticaret dünyasında, tarımda, sanatta ve bütün sahalarda verimli, etkili bir çalışma içinde olsunlar. .... Eğitim programımızın, gerek ilköğretimde, gerek ortaöğrenimde verilecek tüm bilgileri bu anlayışa uygun olmalıdır. Atatürk ün ekonomiye bakışını ve milli endüstrileşme adımlarını kendi öz kaynaklarımızla başlatmamız gerektiğini örneklendiren bir diğer girişim de, Sümerbank (1933) ve Etibank ın (1935) kuruluş kanunlarına, devlete ait sermayenin ileride halka satılacağına ilişkin bir hüküm konulmasıdır. Atatürk ün, sınai mülkiyetin halka yayılmasını istediğinin en belirgin göstergesi de, İş Bankası nın halka sunulan hisselerinden satın almasıdır.

    Ekonomi alanında, ilk olarak üzerinde durmamız gereken konu, I. İktisat Kongresi nin, daha Lozan Antlaşması sonuçlanmadan yapılmış olmasıdır. İzmir de, 17 Şubat 1923 te toplanan İktisat Kongresi nin açılış konuşmasında, Atatürk, Osmanlı devletinin çöküşüne neden olan ekonomi anlayışını ve kapitülasyonların gelişimini örnekleri ile anlatmış, şu konular üzerinde önemle durmuştur; Siyasî ve askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik başarılarla taçlandırılamazlarsa elde edilen zaferler kalıcı olamaz ve az zamanda söner. .... Bir devlet ki, vatandaşlarına koyduğu bir vergiyi yabancılara koyamaz; bir devlet ki gümrükleri için resmi işlemleri ve diğer işlemleri yapma hakkından yasaklanır, bir devlet ki yabancılar üzerinde yargı yetkisinden yoksundur, o devlete bağımsız denemez .... Osmanlı ülkesi yabancıların sömürgesinden başka bir şey değildi.

    ...Zannedilmesin ki, yabancı sermayeye düşmanız, hayır bizim ülkemiz geniştir. Çok emeğe ve sermayeye ihtiyacımız var. Kanunlarımıza uymak kaydıyla yabancı sermayeye gereken güvenceyi vermeye her zaman hazırız. Yabancı sermaye bizim emeğimize eklensin ve bizim ile onlar için faydalı sonuçlar versin. Fakat eskisi gibi değil.

    Atatürk, bu konuşma ile kurulması planlanan yeni Türk Devletinin izleyeceği ekonomi politikasını belirlemiştir. Atatürk ün ekonomi politikamızın ana prensibi olarak gördüğü en önemli konulardan biri de, köylünün çalışmasının sonuçlarını kendi yararına en yüksek düzeye çıkarması olarak belirlemiştir. Bu nedenle, hem çiftçinin çalışmasını ve verimini arttıracak bilgilendirmenin, araç ve teknik aletlerin tamamlanması, hem de bu çalışmalardan doğacak sonuçla en fazla faydayı sağlayacak ekonomik tedbirlerin alınması için çalışmak gerekliydi. Yolların ve modern taşıma araçlarının bulunmaması, yapılan değişikliklerin çiftçinin aleyhine olması ve uygulamaya konulan kanunların çiftçiyi korumaması gibi engellerin ortadan kaldırılması şarttı.

    Bu konuyla ilgili olarak Atatürk şunları söylemiştir: Eğer milletimizin çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık. Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki emeklerini asrî, iktisadî tedbirlerle azamî haddine çıkarmalıyız. Köylünün çalışmalarının netice ve semeresini kendi menfaati lehine azamî haddine yükseltmek, iktisadî siyasetimizin temel taşıdır. Onun için, bir yandan çiftçinin emeğini artıracak ve semereli kılacak bilgi, vasıta ve fennî aletlerin kullanma ve yapılmasına, öte yandan onun çalışmalarının neticelerinden azamî derecede faydalanmasını temin edecek iktisadî tedbirlerin alınmasına çalışmak lâzımdır.

    Millî ekonominin temeli ziraattir. Bunun içindir ki, ziraatte kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar, bu maksada erişmeyi kolaylaştıracaktır.Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını yeni ekonomik tedbirlerle son hadde eriştirmeliyiz. Köylünün çalışmasının neticeleri ve verimleri kendi menfaati lehine son hadde çıkarmak ekonomik siyasetimizin temel ruhudur."Demiştir.
    Türk milletinin felaket uçurumuna yuvarlanışını uzak görüşü ile çok önceden sezen ve değerlendiren Atatürk ''Yolunda yürüyen bir yolcunun, ufku görmesi kafi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi lazımdır.'' sözüyle geleceğe bakış açısını ortaya koymuştur. Çanakkale Savaşları sırasında düşmanın amacını ve asıl çıkarma bölgelerini, harekatın başlamasından önce teşhis etmesi ve gerekli tedbirleri teklif etmesi de onun ileri görüşlülüğünü ortaya koymuştur. Ancak bu tekliflerinin, üst komutanlık tarafından dikkate alınmaması, savaşın uzamasına ve çok sayıda insanın ölümüne sebep olmuştur.

    Atatürk durumu çok iyi değerlendirebilen ve olacakları tahmin edebilen bir liderdir. I. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Osmanlı Devleti'nin bir mütarekeye gideceğini, barışa kadar bunalımlı anlar geçireceğini, ordunun dağılacağını, düşmanla milletin karşı karşıya kalacağını ve şimdiden gerekli tedbirlerin alınmasının gerektiğini söylemesi ve uygulamaya geçmesi, onun sezi ve kavrayış gücünün, uzak görüşlülüğünün derecesini açıkça gösterir.

    Atatürk'ün ileri görüşlülüğüne iyi bir örnek de II. Dünya Savaşı ile ilgili tahminleridir. 1932 yılında Atatürk; Amerikalıh General Mc Arthur (Mak Artur) ile yaptığı görüşmede ''Versay Antlaşmasının, II. Dünya Savaşının tohumlarını attığını, Almanya'nın bütün Avrupa'yı ele geçirecek bir orduyu kısa bir zamanda kurabileceğini ve harbin 1940-1945 yılları arasında başlayacağını, çıkacak bir harpte Amerika'nın tarafsız kalamayacağını, Avrupa'da olacak bir harbin başlıca galibinin ne İngiltere, ne Fransa ve ne de Almanya'mn değil, sadece Sovyet Rusya olacağını'' söylemiştir. Avrupa’daki olaylar gerçekten 1939 yılından itibaren Atatürk'ün bu tahminine göre gerçekleşmiştir.

    Atatürk 1933 yılında yaptığı bir konuşmasında ise, o zaman emperyalist devletlerinin sömürgesi durumunda olan İslam toplumları için de şu tahminde bulunmuştu: ''Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Şimdi günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan, bütün doğu milletlerinin uyanışlarını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve hürriyetlerine kavuşacak daha pek çok kardeş milletler vardır. Bu milletler bütün güçlüklere, bütün engellere rağmen, her şeyi yenecekler ve kendilerini bekleyen güzel geleceğe kavuşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünde yok olacak ve yerlerine, milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı geçecektir.'' İslam dünyasında ve doğudaki diğer bölgelerde ortaya çıkacak devletleri, Atatürk, daha 1933 yılında yukarıdaki sözleriyle haber vermiştir.

    Atatürk'ün ileri görüşlülüğüne diğer bir güzel örnek de, Sovyetler Birliği içerisinde yaşayan Türkler için yapmış olduğu yorumdur. Atatürk, şöyle demiştir: ''Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdun müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir, kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, Tarih bir köprüdür.

    Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Soydaş Türk kardeşlerimizin) bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli.''

    Her alanda ileriyi görebilen Atatürk için ölümünden sonra General Me Arthur (Mak Artur), şöyle demiştir: ''Ölümüyle, dünya büyük bir dahi önderini, Türk milleti en seçkin ve kahraman evladını, insanlık da, ileri görüşlü ve korkusuz bir savaşçısını kaybetmiştir.''